Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Edebiyat ve ilkbahar

Haberin Devamı


Edebiyat ne güzel bir sanat... İstediğiniz tema ve konu içinde... İnsanı insan yapan ne varsa içinde. Söylediklerimiz, söylemediklerimiz, söylemek istediklerimiz ve söyleyemediklerimiz...

Söz, insanın en büyük hazinesidir. Herkes bir şeyler söyle elbette ama söze kendini katana sanatçı denir. Bir şairi ya da yazarı diğerinden farklı kılan en önemli özelliği üslubudur. Yoksa aşkı, hayatı, dostluğu; tokluğu, açlığı; sevgiyi, saygıyı; yokluğu, varlığı hemen her insan anlatabilir. Okuyucu için önemli olan, bu bilindik konuların içindeki bilinmeyen tarzı keşfetmektir. İlkbahar da böyle bir tema işte... Hemen hepimiz özellikle bugünlerde içimize dolan yaşama sevincini anlatabiliriz birbirimize. İçim içime sığmıyor, deriz; aşk mevsimi geldi, deriz hatta alıntı yapar bahar düştü başıma, ben her bahar aşık olurum da deriz.

Ama şairler başka türlü demişler. Bu sebeple de onlara şair demişler, ozan demişler. Karacaoğlan’ın dizelerindeki tazelik bugün kimin kaleminden aynı ustalıkla dökülebilir ki...

Bülbül ne yatarsın bahar erişti

Ulu sular göl olduğu zamandır

Kat kat oldu gül yaprağa karıştı

Gene bülbül kul olduğu zamandır

Cahit Sıtkı’ının baharın ayak seslerini duyduğu ve duyurduğu bu şiirin ilk dörtlüğü bile yeterli baharın yaklaşan coşkusunu hissetmek için:

Damlardaki kar, saçaklardaki buz,

Kanı kaynayan suya dar geliyor.

Haberin var mı? Oluklardan

Akan su sesinde bahar geliyor.

Bir Bahar Şiirine Başlangıç başlıklı şiirinde Melih Cevdet Anday, içindeki çocuğu konuşturup dileklerini sıralamış:

Hava ne kadar güzel öğretmenim

Yollar, ağaçlar, kuşlar ne kadar güzel

Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim.

Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın

Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya

Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar...

divan edebiyatı ve bahar

İyice eskilere gidersek, ilkbahar mevsimi için yazılmış bahariyelere rastlarız Divan Edebiyatında. Bunların en güzellerinden biri hiç şüphesiz Nef’i’nin kasidesinin unutulmaz ilk beytidir:

Esdi nesîm-i nev bahâr açıldı güller subh-dem

Açsın bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-ı Cem

Bahar geldiğine ve güller açtığına göre ey sâkî (İçki sunan güzel) bizim gönlümüzün açılmasının da vakti gelmiştir, diyerek ondan içki ikram etmesini beklemektedir.

Ve tabii baharı ancak parmaklıklar ardından görenlerin de söyledikleri birkaç kelam vardır bahar için, Ahmet Arif gibi:

Haberin var mı taş duvar?

Demir kapı, kör pencere,

Yastığım, ranzam, zincirim,

Uğrunda ölümlere gidip geldiğim

Zulamdaki mahzun resim.

Görüşmecim yeşil soğan göndermiş

Karanfil kokuyor cigaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin.

Baharı yaşamak için bir şiir kitabı alıp Boğaz’a inin. Sizin de şair olasınız gelir.

Ya da içinizdeki şair ortaya çıkar.

Kim bilir?

DİĞER YENİ YAZILAR