Özdemir Asaf’ın YKY‘den çıkan seçme şiirlerinin bir araya geldiği kitabın adı bu...
Dokuza Kadar On. Kitabı hazırlayan, Doğan Hızlan.
Bu tür seçme şiirlerin derlendiği kitapları çok seviyorum, neden biliyor musunuz? Hayatın sert köşelerinde o kadar çarpıyoruz ki kendimizi, gündeme öylesine kaptırıyoruz ki sözcüklerin tadını unutuyoruz. Sözcüklerin tadına ancak doğu ve güzel bir biçimde yan yana geldiklerinde varırız. Bu da en güzel, şiirle olur.
Şiirin lezzetini bilen, şiir yazan, okuyan bir toplumduk, şiiri unuttuk sanki... Düz yazıların peşine daha çok takılır olduk. Tabii şiir yazmak ya da okumak için hayattan zevk almak lazım, aşık olmak, sevdiğinden ayrı kalmak, özlem çekmek ve bütün bunları anlatmayı istemek lazım. Bunun için uygun zaman, zemin lazım insana...
Eskilerin bunu daha iyi becerdiğine hiç şüphe yok. Şimdi çok sayıda başarılı şair yetişmemesinin temelinde; duyguların yerini, hayatın gerçeklerinin alması var. Belki de hayatın gerçeklerine de kabahat bulmamak lazım. Hakikatler hep vardı. Onları yazmayı seçmiyor artık insanlar. Bu gerçekleri duygu dolu bir kalemle yazmak istemiyor kimse. Halbuki eski şairler, gerçeklerin acısını, hayatın sorgusunu bile yumuşak bir üslupla yazmayı başarmışlar. Özdemir Asaf’ın Dokuza Kadar On şiirinde olduğu gibi:
Önce hepsini yazdım, sonra hepsini çizdim.
Yazıp çizdiklerimden çıktı kara bir resim.
Baktım, orada, bir bir duruyor sevdiklerim.
Bakıyorlar ardından, yazıp çizdiklerimin,
O, yazarken ya da çizerken bilmediğim...
Bilmeden yazdıklarım, bilmeden çizdiklerim.
Beni çizdi sonunda, yazıp da çizdiklerim.
Bana gülüyor şimdi, yitip-yitirdiklerim... Olanlar, yazmayıp bildiklerim.
Ah ‘’bilip ettiklerim, bilmeyip ettiklerim.’’
Hayatının muhasebesini yaptığı bu şiiri, hepimizin kendi öykümüz içinde cevap bulabileceğimmiz dizelerden oluşuyor. Şimdi böyle düşünsek de böyle yazamıyoruz sanki... Böyle sorgulamadan sorgulayan, olan olmuş derken düşündüren, hem lirik hem didaktik olup yazılırken ikisinin de amaçlanmadığı yalnızca hissedilenin anlatıldığı bir şiir bu...
Şiirin son dizesindeki “bilip ettiklerim, bilmeyip ettiklerim” ifadesi Merzifonlu Şeyh Abdürrahim Rumi’nin :
“Tövbe Ya Rabbi hata yoluna gittiklerime
Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime” beytinden alıntıdır. Özdemir Asaf, bunu ifade edebilmek için son dizesini tırnak içine almıştır.
Pişmanlık bu kadar güzel anlatılabilir mi? Kıymetini bilemediklerimizle boşuna kıymet verdiklerimizin muhasebesini hep sonradan yapmaz mıyız? Değer verdiğimiz ya da vermediğimiz için kızmaz mıyız kendimize?
Demek ki insan her zaman aynı kumaş...
Zaman ne olursa olsun aşk gibi, hasret gibi, pişmanlık gibi duygular hep aynı yakmış insanların canını...
Şimdiki insanlar canları yandığında sosyal paylaşım sitelerinde hiç tanımadıkları insanlara birkaç sözcükle anlatmayı seçiyorlar dertlerini...
Oysa Özdemir Asaf’ın dediği gibi, her insanın bir öyküsü vardır ama herkesin bir şiiri yoktur.
Yazamıyor olabilirsiniz ama şiir okumak, insanı düşündüren, rahatlatan, onun içindeki gizli şairi ortaya çıkaracak büyülü bir zevk...
Kitap 14. baskısını yapmış bile, kaçırmayın!
Dokuza kadar on
Haberin Devamı

