Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Dil ve aktüalite

Haberin Devamı

Ne canlı bir milletiz biz! İnsanın yaşadıklarını konuşması ve yazması olağandır elbette ama bizim toplumumuzun yaşadıklarını anında söyleyebilme ve yazabilme yeteneği bambaşkadır.
Üniversitedeyken Türk Dilinin Aktüel Meseleleri adında bir ders almıştık. Bir dile aktüel olaylar nasıl etki eder ve bu etki sonunda hangi söylemler dilde kalır, hangileri biz hiç farkında olmadan dilden çekip gider, onu öğrenmiştik.
Yıllar önce TRT kanalında baş rollerini Perran Kutman ve Şevket Altuğ’un paylaştıkları Perihan Abla dizisi yayınlanıyordu. Bu dizide değerli sanatçı Tuluğ Çizgen’in canlandırdığı bir karakter vardı. Her şeyi, herkesi merak eden, her işe karışan bir hanım... Meraklı Melahat. O zamandan dile bir güzel yerleşip Melahat’ın kim olduğunu bilmeyen yeni nesil tarafından kullanılır oldu bu sıfat. Bugün kim bir şeyi gereksiz bir şekilde merak edip durmadan soru soruyorsa, meraklı Melahattır.
Yetmişlerde doğanların bildiği muhteşem komedi dizisi Kaynanalar’da Nuri Kantar’ın (Tekin Akmansoy) eşi Nuriye Kantar’ı (Leman Çıdamlı) severken ona söylediği datlım, gıymatlım repliği dillere pelesenk olmuştur. Biz bu söz, kimin için, ne sebeple söylenmiş, bildiğimiz için belki de bu sözü duduğumuzda daha içten gülümsüyoruz. Bugünün gençliği içinse bu söz Orta Anadolu ağzıyla söylenmiş bir söz olmanın ötesine geçmiyor.

Çapulnaz ve Çapulcan

Piyasada halkın talebine arz edilen ilk ürünlerin markaları da bir süre sonra o ürünün dildeki adı haline gelmiştir. İlk araba lastiği, ilk hijyenik ped, ilk kağıt mendil, ilk şişe su... Konuşurken dikkat edin, bu yazdıklarım yerine onlardan hep ilk markaların adıyla söz edersiniz.
Hatta o isimlerden filler türetirsiniz.
Bir temizlik malzemesi olan, zamanında her evin banyosunda ve mutfağının olmazsa olmazı beyaz toz temizlik deterjanı,uzun yıllar bir temizleme eyleminin adı oldu.
Şimdi, onun beyaz sıvısı başka bir marka adı altında üretiliyor, fiil de o markayla türetiliyor.
Uzun yol yazıları, kamyon tamponlarında, otobüs ya da tır arkalarında dikkatimizi çeken kafiyeli dizeler, kim bilir hangi yaşanmışlığın ürünü, kim bilir hangi akademisyen ya da üniversite öğrencisi bunları derlemiş, yenilerini derleyecek?
Şimdi Vasfiye Teyze’nin “Ne çektin be!” diye karşı tarafın içini kararttığı cümlesi, emin olun en az yukarda saydıklarım gibi oturdu dile.
İnsan ne yaşarsa; duygu ve düşüncesini, herkes tarafından bilinen, kabul görmüş bir ifadeyle karşısındakine aktarmayı seçiyor.
Bu da aktüel olanla daha başarılı oluyor sanki.
Son günlerde yaşadıklarımızı düşününce, sosyal paylaşım sitelerinde ya da mizah dergilerinde bazısı ironik, bazısı gerçekten komik ifadelere çok sık rastlıyoruz.
Bu sıralar doğan kız çocuklarına konan isimler Çapulnaz, erkek çocuklarına ise Çapulcan olacakmış.
Güler misiniz, yoksa güleriz ağlanacak halimize mi dersiniz, bilmem.


DİĞER YENİ YAZILAR