Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Comtemporary İstanbu’da son gün

Her yıl sanatla sanat severler Art Istanbul Sanat Haftası’nda bir araya geliyor ve İstanbul, boyanın, telin, taşın, kağıdın, farklı objelerin yeni hikayelere dönüştüğü masal gibi bir hafta yaşıyor. Bu yıl, Art Istanbul Haftası içinde 13-16 Kasım tarihlerinde 9’uncu kez gerçekleşen ContemporaryIstanbul, adını duyurmuş ve adını duyurmak için bir araya gelen farklı isimlerle, bizleri müthiş bir yolculuğa çıkardı.

Sadece yerli sanatçılar için değil, yabancı sanatçılar için de önemli bir döngü olan bu faaliyetle, etkinliklere katılanların dünya görüşü, hayata bakışı ve en önemlisi sanatı değerlendirme yeteneği gelişiyor, farklı bir pencereden bakıyor yaratanlara ve yaratıcılığa...

ContemporaryIstanbul’da, Plug-in Istanbul Yeni Medya Bölümünde video, yeni medya ve genel anlamda dijital sanatın bütün tarzları; ses ve ışık enstalasyonları, jeneratif sanat işleri, iç mekanmapping projeleri, robotik tasarımlar ikinci kez bin metrekarelik alanda sanatseverlerle buluştu.

CI Dialogues konferans programı 2014 yılında da gusanatın uluslararası fikir liderlerini konferanslar ile bir araya getirdi. Bu faaliyetler içinde bu yıl ikincisi gerçekleşen “Plug-in Istanbul Yeni Medya Bölümü” ve “New Horizons Yeni Ufuklar” kapsamında konuk ülke olan Çin’den ve dünyadan sanat eseri tutkunlarının, sanatçıların, kukatıldığı CI Dialogues konferans serisi gerçekleşti. Farklı galerilerde bambaşka gözlerin ve bambaşka ellerin; bambaşka dünya görüşleriyle, hayallerle, tutku ve özlemlerle, olmayanı var etme becerilerinin sergilendiği bir yer haline gelen fuar alanı, bir film karesi gibi farklı hayatların izini taşıyor adeta.

Haberin Devamı



Zaman ve mekanda kaybolmak

ContemporaryIstanbul’u gezerken çok sevdiğim bir sanatçının yeni eserlerini takip etmek için Galeri Selvin’e gittim. Necdet Vergili’nin “Rüzgar“ temalı eserlerinin sergilendiği duvarın önüne gelince hem çok tanıdık hem de bir o kadar yeni bir yolculuğa çıktığımı fark ettim. Resim, benim gibi edebiyatseverler için ayrı bir yer tutuyor. Necdet Vergili’nin boşluk geometrisi içinde; fırçanın yumuşak dokunuşlarıyla, hafif darbeleriyle bir hayali andıran resimlerini ne zaman görsem, kelimelerim saklandıkları yerden çıkıyor ve resmin üstünde kendine uygun bir yer buluyor. Boşluk geometrisi içinde yer alan figür ve renkleriyle ilginç kurgulara imza atan Vergili, 1980 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü birincilikle bitirmiş.Yıllar içinde de çok sayıda sergi gerçekleştirmiş bir ressam.

2007’den itibaren çalışmalarına İtalya’da ağırlık vermiş ve Floransa, Roma, Venedik ve Treviso’da açtığı sergilerle adından övgüyle söz ettirmiş. Onun eserlerinde beni çeken en önemli nokta; zaman ve yer kavramlarının adeta boyut değiştirmesi ve az da olsa soyutlaşması... Sanatçı, bu soyutluk ve farklı boyutlar içinde kendi coğrafyasındaki izlerden yola çıkarak daha büyük bir haritada yolculuk yapmaya devam ediyor. Onun resimlerinde deniz, zamansızlık, martılar, şehrin siluetine sinmiş kuleler önemli yer tutuyor. Bütün bunları; sabah mı yoksa akşam mı olduğuna sizin karar vereceğiniz, kahramanlarına aşık, hüzünlü veya tutkulu diye sizin isim koyacağınız bir tarzda ifade ediyor. Bu sene yine zamanın ve mekanın içinde kaybolmuş ama bir o kadar da güçlü bir biçimde ortaya çıkan küçük anların, bir hikaye etrafında birleşmesiyle oluşturduğu yepyeni çalışmaları var.

Bugün pazar. Kendinize bir ödül verin ContemporaryIstanbul’u gezmeye gidin, bugün son gün. Bu hikayelerin ve düşlerin bir parçası da siz olun.

DİĞER YENİ YAZILAR