Çankaya adının semt olmanın çok ötesinde bir anlamı vardır bizim için...Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün evidir orası... Yemyeşil bahçesinin sınırlarını, semtte arabayla dolaşırken gördüğümüz, bahçesinde Latife ile dolaşırken hayal ettiğimiz Ata’nın, ülke ile ilgili, devrim yeniliklerle ilgili aldığı tüm kararların paylaşıldığı ilk yerdir orası... Büyülü, masalsı bir o kadar da gerçek...
İlk bina, Atatürk Müze Köşkü adıyla Çankaya’nın gözbebeğidir. 19’uncu yüzyılda ticaretle uğraşan biri tarafından yaptırılan Kasapyan Köşkü olarak bilinen bu ev aslında bir bağ evidir, daha sonra çok zengin ve hatırlı bir aile olan Bulgurzadeler tarafından alınır. Bir süre sonra Ankara Müftüsünün girişimiyle halktan para toplanır. Ev, Bulgurzadelerden alınıp Mustafa Kemal’e hediye edilir. 1921’de Gazi, bu eve yerleşir. 1924’te mimarlar tarafından yeniden tanzim edilerek bugünkü durumuna getirildi. Bütün resmi misafirlerin ağırlandığı bu eski bağevinin hikayesi, Çankaya Köşkü’nün asıl hikayesidir. 1935 yılında yaptırılan ve aynı arazi içinde yer alan Camlı Köşk, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım’ın ikametine ayrılmıştır.Bu köşk,daha sonraki yıllarda yabancı devlet başkanlarının ikametine, sonrasında Başbakanlık ve Senato Başkanlığı ikametgahı olarak kullanılmıştır.
Köşklerin yanı sıra Başyaverlik binası, hizmet binası ve bir sığınağın da içinde bulunduğu Çankaya, Türkiye Cumhuriyetinin bütün cumhurbaşkanlarına ev sahipliği yapmış, hem adı hem de büyüsüyle yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin pırıltısını yarınlara taşımıştır.
Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanının hem evini hem de misafir kabullerini gerçekleştirdiği mekanları içinde bulunduran bu yapılar, Ankara’nın en önemli binalarıdır.
Atatürk’ün şehri Ankara
İstanbul, bütün haşmeti ve güzelliğine rağmen Osmanlı’nın başkentidir ve bugün hala, sokaklarında, meydanlarında, köprülerinden görünen eşsiz manzarasında bu izleri bulmak, bu büyüklüğün farkına varmak mümkündür.
Ankara, en başından beri yeni Türkiye Cumhuriyetinin başlangıçlarına şahitlik etmiş, meclisin kurulduğu, ilk toplantıların yapıldığı, geleceğe ümitle bakılan,Türkiye topraklarının tam ortasında adeta onun kalbi niteliğinde olan bir şehirdir.
Atatürk, son günlerinde bile hatta Cumhuriyet Bayramının on beşinci yıl kutlamalarına katılmak için durmadan aynı dileğini tekrarlamıştır: “Ankara’ya gidelim, Ankara’ya gidelim, hele ben bir iyi olayım da...” Ankara, belki öncelikle bu sebepten yeniliğin, modernliğin, aydınlığın ve yarınların sembolü olmuş, bütün bakanlıkların, tüm genel müdürlüklerin bulunduğu, her adımda Cumhuriyetin ilk günlerinden izler taşıyan, başkenttir orası..
Atatürk’ün şehridir Ankara.
Milletvekillerinin gizlice kaçıp geldikleri, yeni Türkiye’nin temellerini attıkları yerdir. Her yeni cumhurbaşkanının yemin ederek göreve başladığı, ülkeyi ve dünyayı oradan takip ettiği, topraktır Ankara.
28 Ağustos Perşembe günü, Türkiye’nin on ikinci ve halk tarafından seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya’ya çıktı ve yeminini ederek görevine başladı:
“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
Çankaya’nın yeni ev sahibi; Çankaya Köşkü’nün hikayesine yeni satırlar ekleyecek ve tarihe yeni notlar düşecek.
Çankaya Köşkü’nün hikayesi
Haberin Devamı

