Yaklaşık iki buçuk aydır hanımlar, öğleden sonra kuşağındaki evlilik programlarını, yemek düzenlerini, kek savaşlarını ellerinin tersiyle itip tarzlarını arayan on üç genç kadının serüvenine takıldılar. Bu Tarz Benim, şu kısa kış günlerinin belki de tek eğlencesi oldu ev hanımları için…
Yarışmada moda dünyasının önde gelen isimlerinden Nur Yerlitaş, toplum tarafından bir dönem “İkoncan” olarak adlandırılmış, tarzı ve seçimleriyle beğeni kazanan ve örnek alınan ,bir dönemin MissYugoslavyası İvana Sert, ünlü koreograf Uğurkan Erez ve saç tasarımcısı, aynı zamanda imaj danışmanı Kemal Doğulu’nun jüri üyeliğini yapıyor. Programının sunuculuğunu BBG Evi programının zamanında fenomen haline gelmesinde sunumundaki başarısıyla çok büyük etkisi olan Öykü Serter üstlenmiş.
Buraya kadar çok renkli, eğlenceli hatta bütün bu amaçlarının yanında belki de eğitici denebilecek nitelikte hazırlanmış bu program, tarz sözcüğünün anlamının yeniden düşünülmesini sağladı..
Tarz sözcüğünün anlamı, Türk Dil Kurumunun güncel sözlüğünde şöyle geçiyor:
“Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr. Bir kimsenin kendine özgü anlatım biçimi. Güzel sanatlarda üslup, stil, konsept. Biçim, yol.”
Kişinin kendisini yalnızca giyimi kuşamıyla değil, oturması kalkması, yerine ve kişinin konumu ve yaşına göre konuşabilme yeteneği, jest ve mimiklerini doğru bir şekilde kullanma becerisi, adına tarz denen o bütünü oluşturuyor. Biz bu bütüne yüzyıllardır terbiye diyoruz.
Kavgaların bitmediği bir sinir harbi var
Televizyona çıkmak, orada kendilerini seyreden farklı yaş gruplarından kişilere doğru örnek olmak, onların hem gözlerine hem de gönüllerine hitap etmek ve bütün bunları yaparken de o insanların hiçbirini tanımadığını, hepsine doğru bir imaj sergilemek zorunda olduğunu unutmamak gibi büyük sorumluluklar gerektiriyor.
Yarışmacılar, farklı zevklerde, altyapılarda ve dünya görüşlerinde kişiler… İçlerinde son derece kibar, hanımefendi ve doğru tavırlara sahip olanlar olduğu gibi, Türk toplumunun genç nesline örnek olmak ya da bir şeyler öğretmek için oldukça yanlış özelliklere sahip olanları da var. Bu sebeple, NurYerlitaş gibi toplumu çok iyi tanıyan bir modacının, İvana Sert gibi bu toplumu yeni tanımasına rağmen ona çoktan adapte olmayı başarmış bir imaj ustasının, Kemal Doğulu gibi farklı yaratıcılıklara ve sanatçı ruha sahip bir tasarımcının ve Uğurkan Erez gibi Türkiye’nin önde gelen mankenlerinin hocalığını yapmış bir tecrübenin, çaresizlik içinde olanı biteni izlediği bir şova dönüştü program.
Programların reyting için farklı incelikler denemesi, bazı riskleri göze alması, günümüzde artık normal karşılanıyor. Ama burada jürinin bile nezaketini ve terbiyesini bozmamak, izleyenlere doğru örnek olmak adına ses çıkarmakta zorlandığı, yarışmacıları kibarca uyarmayı seçtiği, onlara her şeye rağmen yol gösterdiği, buna rağmen tartışmaların, kavgaların, incitmelerin asla bitmediği bir sinir harbidir gidiyor.
İzleyicilerde, tarz sahibi kim olacak sorusu yerine; acaba bu toplumda prim alan, beğenilen, hala geçerliliğini koruyan ortak değerler mi yoksa zamana uyan ve istenene cevap veren zihniyet mi galip gelecek merak var.
Bu Tarz Benim’i kim kazanacak bilmiyorum. Ama umuyorum ki tarz kelimesinin tüm anlamlarını karşılayan yapı ve karakterde, topluma örnek olacak nitelikte biri kazanır.
Bu “tarz”ın sahibi kim?
Haberin Devamı

