Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Bora’nın kitabı

Haberin Devamı

Ayşe Kulin kısa bir zaman sonra, kendini çok özletmeden kitap raflarına yeni bir kitap armağan etti bile. Bayramın son günlerinde, insan hikayelerine dalmak için bulunmaz bir fırsat bu kitap. Toplumun son zamanlara kadar çok da kolay söz edemediği hemen her konuyu alıp ince bir farkındalıklar ve hassasiyetle işleyen, son dönemlerin en başarılı ve en çok okunan yazarlarından Ayşe Kulin.
Bu romanında hem Anadolulu olmanın hem de şehir yaşamının içinde, hemcinsine aşık yaşayan bir gencin hikayesini anlatıyor.
Aile içi şiddeti yaşayan, bundan ve gördüğü her türlü acı verici işkenceden kaçıp kurtulmak isteyen bunu bazen başarabilen bazen de başaramayan gençlerin hikayelerine dikkat çekiyor.
Geçmişin ne olursa olsun insanın peşini asla bırakmadığını, kurduğu yepyeni hayatlar içinde bile zihninin kıvrımlarında sinsice gezdiğini, gecmişten tamamen alınabilmek için onunla muhakkak yüzleşmek gerektiğini bu gencin yaşadıkları üzerinden anlatıyor. Herkesin bir hikayesi vardır.
Kimi ipekler üstüne doğar, kimi toprak üstüne.
Kimi şehrin göbeğinde ekmeğin kaç para olduğunu bilmeden büyür, kimi okumayı sökmeden tarla sürmeyi ve o ekmeğin yolculuğunu öğrenir.
İnsanların her birinin yaşadığı ayrı bir roman konusudur muhakkak.
Sonra, hayatın kolayını, zorunu, güzelini, iyisini, kötüsünü görmüş bir kadın yazar çıkar bunları tek tek anlatır.
Acaba kadınlar erkekleri, erkekler de kadınları daha mı iyi anlatıyor diye düşünmüşümdür hep.
Bu romanda da genç bir adamın yaşam mücadelesini, acı dolu çocukluğunun izlerini silme kavgasını, kendini, önce kendine sonra da başkalarına anlatma çabasını her zamanki yumuşak ve samimi üslubuyla çok güzel anlatmış yazar. Bu hikayede de aynı tanıdık rahatlık ve bildik tavır kendini gösteriyor.
Ayşe Kulin ve onun gibi roman yazarlarının en güzel tarafı aynı ses tonuyla farklı hikayeler anlatmaları...
Yazarın alıştığımız sesiyle bize tanımadığımız kişilerin başından geçenleri tasarlayarak anlatması, gizemli bir yolculuk yapmak gibi...
Kitaptaki her bölümün başında Ayşe Kulin’in kendi dizeleri de bu yolculuğa eşlik ediyor. Şiirin o kendine has, damıtılmış ve sır dolu kitabın yeni bölümü için bir ön hazırlık oluyor adeta.
Son romanında geçmişle kavgaları, hemcinse tutkuyla bağlı olmayı, ölümü, sevinci, kederi, acıyı harmanlayan ve
Gizli Anların Yolcusu’ndan tanıdığımız Bora’nın öyküsünde birleştirmiş.
Bazıları hep yazmalı.
Yazmalı ki edebiyat sadece edebiyat tarihi içinde kalanlardan ibaret olmasın.
Yazmalı ki taze, genç, dinamik ve üretkenlik yazarların adı da edebiyat tarihi içinde yer alsın.
Kadınlar kadınları, kadınlar erkekleri, erkekler kadınları ve erkekler erkekleri anlatsın.
Biz de hayal gücünün, tasarı becerisinin ve yaratıcılık yeteneğinin tadına bu kadın ve erkeklerin yarattığı hikayeleri okuyarak varalım.
Edebiyat zevkimiz gelişsin.
Edebiyat zevki ancak okuyarak gelişir.
Ödev olarak verilen kitaplara değil, gençlerin kendi yapacakları seçimlerle anlam bulur.
Okumanın neredeyse boş zaman geçirme aracı olduğu, o boş zamanın da hiç bulunamadığı şu hızla akıp giden günlerde Ayşe Kulin gibi dokunulmaza dokunan, Elif Şafak gibi bizi gizemli yollarda yürüten, Can Dündar gibi yaptığı araştırmalara kendi cümlelerini ekleyen yazarlara şiddetle ihtiyacımız var...
Hele günlerden pazarsa...
Bir de bayramsa...



DİĞER YENİ YAZILAR