Bu hafta kitap raflarına göz gezdirir ve kendime okuyacak yeni bir kitap ararken Koreş adlı bir kitaba rastladım.Kitabın kapağında tel örgülerin arkasında havayı koklayan bir köpeğin silueti vardı. Sayfaları şöyle bir çevirdim ve aşağıdaki satırları okuyunca kitabı alıp hikayenin sonunu öğrenmeye karar verdim:
“Tren doğuya doğru hareket ediyordu .Bir gün ve bir gece,arkasından bir gün ve bir gece daha ve bir gün daha.Vagonlar tıkırdıyor,lokomotif şikayet etmeden vagonları çekiyordu.Durduğumuz her istasyonda trenden birkaç köpek indirildi.Beni bir türlü indirmediler. Yeşil korular önümden uzayarak geçti,hatta birkaç kuşun geriye doğru uçtuğunu gördüm.Bu, rende ilk seyahatimdi.,doğruyu söylemek gerekirse fena da sayılmazdı.Ralph kendimi iyi hissedip hissetmediğimi kontrol ederek bana moral vermek için günde birkaç kere kafeslerin olduğu vagona geliyordu.Bu deneyimin mükemmeliğini bozan tek şey , ihtiyacımızı gidermek için yürüyüşe çıkmamıza izin vermemeleriydi.Küçük ve mahremiyeti olmayan bir kafeste işemek zordu. Ayrıca uygun bir ağaç gövdesi aramak,bu işin en önemli temellerinden biridir.”
Bu sözler, İkinci Dünya Savaşının yaşandığı yıllarda Yahudi bir ailenin köpeği olan Koreş’e ait. Koreş, 233 sayfa boyunca, savaş sırasında gördüklerini tek tek anlatıyor. Çocukların anne ve babalarından nasıl koparıldığını, geceler boyunca kamplarda edilen duaları, Yahudilere yıllar boyu yapılan zulmü ve buna neredeyse tüm dünyanın nasıl sessiz kaldığını...
Bir tren vagonuna doldurulmuş ve her türlü ihtiyacını bir köpeğin bile utanacağı şekilde gidermek zorunda kalan insanların acı dolu öyküsünü düşündükçe insanın tüyleri diken diken oluyor.
Bu konuda çok sayıda eser var. Asher Kravitz, bir ilki gerçekleştirerek, olan biteni bir köpeğin ağzından vermeyi tercih etmiş. Bu seçim, insanı zaman zaman ironik bir biçimde gülümsetiyor, zaman zaman da insanın acı içinde kalmasına ve bu acıyı daha çok hissetmesine neden oluyor.
Asher Kravitz, fizikçi ve aynı zamanda bir pilot.Özel ilgi alanı ise Afrika ve İsrail’de vahşi hayvanların fotoğraflarını çekmek. Açıköğretim Üniversitesinde Akademik Mühendislik Kolejinde ve İbrani Üniversitesinde matematik, fizik ve edebiyat dersleri veriyor. Koreş, yazarın dördüncü kitabı. Bu kitabı bir köpeğin ağzından yazmayı tercih sebebi de çok iyi bir hayvan sever olması ve bilimsel çalışmaları dışında neredeyse tüm zamanını hayvanlarla geçirmesi.
Araştırmaların, 1939’dan 1945 Eylülüne kadar süren küresel askeri bir çatışma, olarak tanımladığı bu savaşın çok daha derin, çok daha onulmaz yaralar açtığını Kravitz’in ana kahramanı Koreş’in ağzından daha net öğreniyoruz.
Yaşanan acıya şahit oluyorsunuz
Nazilerin yaptığı Yahudi katliamına Holokost adı verilir. Naziler, bu olayı Yahudi problemine nihai çözüm olarak tanımlamayı tercih etmişlerdir. Bunun sebebi, Nazilerin Yahudilere olan bitmek tükenmek bilmeyen nefreti ve onları yaşama hakkı olmayan alt sınıf ırk olarak görmeleriydi.
“Üç gün yol aldıktan sonra trenden indik. Şehrin üzerinde büyük bir bulut vardı, servilerin arkasına getirilen tel örgü kolay seçilmiyordu. Bu yerin kokusu, sonun kokusuydu.Gelinip bir daha geriye dönülmeyen bir yerin kokusu. Treblinka’da her kelime,her ses,her yankı farklı duyuluyordu.Kuşların ötüşü yapmacık geliyordu.Hava tanımadığım tarz bir dumanın boğukluğuyla doluydu.Burnumdaki altı milyon koku alıcısının her biri buranın esrarengiz kokusunun şiddetiyle hazır ola geçti.”
Koreş, toplama kamplarından biri olan Treblinka’yı böyle tanımlamış. Koreş’in tasvirleriyle insanlığın en büyük ayıbının yaşandığı bu yere içerden değil de bu kez karşıdan bakarak yaşanan acının büyüklüğüne bir kez daha şahit oluyorsunuz.
Kitabın sonunda Koreş’in de hikayesi bitiyor. Nasıl bittiğini merak edenler, yakın geçmiş sayılabilecek bir tarihte dünyanın nelere şahitlik ettiğine bakmak, insan olmanın zaman zaman ne kadar büyük bir yük olabileceğini öğrenmek,, tarih kitabı karıştırmanın zor olacağı bugünlerde dolaylı yoldan bilgi sahibi olmak için bu kitabı okuyabilirsiniz..
Böylece hikayenin sonunda Koreş’in büyük mükafatının ne olduğunu da öğrenirsiniz.
Bir köpeğin gözünden...
Haberin Devamı

