Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Bir koku var sende!

Haberin Devamı

Biri çıkar; düşünür, senaryo yazar, film yapar; film
beyazperdede gösterilir ve siz geçmişe tatlı bir yolculuk yapar, bazen edebiyatın, bazen bilimin,bazen de farklı bir alanın ayrıntılarında dolaşırsınız.
Bu biri, ortaya çıkmadan, senaryo yazıp film yapmadan önce günlerce, aylarca hatta yıllarca araştırma yapar. Seyahat eder, görüşmeler yapar. Bulduğu hikayelere kendi hayal gücünü, kendi hikayesini ekler.
Senaristlik, yazarlığın en zor kanadıdır.
Yılmaz Erdoğan’ın son filmi de böyle bir film işte!
‘Kelebeğin Rüyası’nda, iki şairin yaşamından yola çıkarak insan hikayelerine yeniden dikkat çekmeyi başarmış Yılmaz Erdoğan. Filmin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yapmış, aynı zamanda filmde Behçet Necati (Necatigil) olarak rol almış. O dönemin edebiyat dünyasında adı henüz duyulmamış iki şairi de filmin ana kahramanları yapmış.
1940’ların Türkiyesi’nde Garip akımı yeni yeni ortaya çıkmış, Garip adlı şiir kitabında üç önemli şairin, Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat’ın, adı ilk kez bir araya gelmiştir. Onlara öykünen iki genç şair vardır Zonguldak’ta: Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu.
Madencilikle geçinen bu kentte, bir yandan fakirlik çekerek bir yandan da edebiyatın çatısı altına sığınan bu iki arkadaş, adları çok bilinmeyen ama en az ‘Garipçiler’ kadar sade güzellikte şiirler yazan şairlerdir. Dönemin edebiyat anlayışı, uyağa ve edebi sanata karşı olan bu gençlere kolay kolay evet demez. Hocaları Behçet Bey onları her nzaman destekler. İçlerindeki edebiyat coşkusunu, şiir tutkusunu çok iyi bildiği için, onların yalnız bu konuda değil hayat konusunda da yollarını açmaya çalışır. Bu iki gencin önemli bir derdi vardır, ikisi de veremdir. O dönemin en ölümcül hastalığı olan verem, onları asla yıldırmaz. Bu hastalık, onların sıra dışı düşünceleri, hayata ve aşka tutkuyla bağlı olmaları ve ne olursa olsun şiirden asla vazgeçmemeleriyle edebiyat tarihi içinde yerlerini almalarına engel olamaz. Muzaffer Tayyip Uslu’nun bu hastalıkla ilgili hisleri Kan başlıklı şiirinde saklıdır:
Önce öksürü verdim hafiften,
Derken ağzımdan kan geldi
Bir ikindi üstü durup dururken
Meseleyi o saat anladım
Anladım ama, iş işten geçmiş olabilir etrafıma baktım,
Baktım ki yaşamak güzeldi hâlâ
Mesela gökyüzü,
Maviydi alabildiğince dalıp gitmişti
Kendi alemine

İmkansızlıklar içinden geleni engelleyememiş

Bir koku var sende

Parasızlık, hayat mücadelesi ve sağlıksız günler; onları zaman zaman hayat konusunda daha derin düşünmeye sevk etmiştir her sanatçıda ya da sanat ruhu taşıyan insanda olduğu gibi. Rüştü Onur’un Hülasa adlı bu şiirinde hayatının sade ayrıntılarına rastlamak mümkün. Hülasa’nın kelime anlamı özet demek. Şair, hayatı bakın nasıl özetlemiş:
Ben ölsem be anacığım
Nem var ki sana kalacak
Ceketimi kasap alacak,
Pardösömü bakkal
Borcuma mahsuben...
Ya aşklarım
Ya şiirlerim ne olacak
Ya sen ele güne karşı
Nasıl bakacaksın insan yüzüne
Hulasa anacığım
Ne ambarda darım
Ne evde karım var.
Doğurdun beni gideceğim
Muzaffer Tayyip Uslu, yaşadığı imkansız aşkın imkansızlığına asla inanmamış genç bir adam. Hastalığına, aşık olduğu kızın sahip olduklarına, kendi parasızlığına rağmen içinden gelenleri yazmaktan asla vazgeçmemiş bir aşık... Edebiyatın belki de çok az bilinen, en hisli, en güzel, en ince aşk şiirlerinden birini yazmıştır sevdiğine, adını da ‘Bir Sevda Şiiri’ koymuştur:
Sen eski bir sevda şiirisin..
Bir koku var sende,
Sıcak yaz akşamlarına mahsus..
Ellerinde mi,
Saçlarında mı,
Gözlerinde mi
Bilmem...
Bir koku var sende,
Sıcak yaz akşamlarına mahsus..
Bir insanın sıcak yaz akşamlarına mahsus bir kokusunun olması nasıl bir durumdur? Sevgiliden alınan bir kokuyu sıcak yaz akşamlarına benzetmek ise nasıl bir şairlik gücüdür?
Sanat yapmadan hatta bundan özellikle uzak kalarak sanatçı olmak nasıl bir iştir?
Şiir, bambaşka bir dünya...
İçine gerçekten girmeyi başaranlar, çıkmak istemez, istese de çıkamaz.
Filmde bu ince ayrıntının da altı çiziliyor. Şairlerin yanı sıra Zonguldak’ta madende çalışanların yaşamlarına da yer veriliyor.
Filmin çekimleri Zonguldak ve İstanbul’da gerçekleştirilmiş. Başrolerde Mert Fırat, Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin, Taner Birsel, Ahmet Mümtaz Taylan,Yılmaz Erdoğan gibi oyuncular var. Filmin yapımcılığını BKM üstlenmiş. Film, Türk Sineması’nın sayılı güzel filmlerinden biri oldu bile...

DİĞER YENİ YAZILAR