Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan’ın öğretmenliğin ayrıntılarını inceledikleri ”Öğretmen Olmak-Bir Can’a Dokunmak” adlı kitap çıktı.
Final Kültür Sanat Yayınları’ndan çıkan kitabın en güzel yanı, insanın kendini kitap okumaktan çok bir sohbete katılmış gibi hissetmesi...
Toplumda hep tartışılan bir konu vardır; öğretmen olmak mıdır mesele yoksa öğretmen olmaya uygun yaratılmış olmak ve zaten başka bir iş yapmayı düşünmemek midir asıl sonuç?
İkincisi daha doğru geliyor insana. Öğretmen olayım bari diye çıkılan yol, pek bir yere gitmiyor maalesef. Öğretmenliği tatili bol, mesai saati az, seyahatsiz ve sorumluluğu hafif bir meslek olarak görenler çok yanılıyorlar, hatta onu bir meslek olarak tanımlamak bile başlı başına bir yanlış...
Öğretmenliğin en hoş tanımı, kitabın ikinci başlığında yapılmış. Öğretmen, bir ‘can’a dokunan kişidir.Yaptığı iş, iş değil, bir yaşam biçimidir. Öğretmen, emekli olsa da yaşlansa da okulla bir sebeple ilişkisini kesse de ömrünün sonuna kadar herkesin ona hitabında “hocam”dır.
Ellerine, gözlerine, fikrine ve duygularına teslim edilen can’lara doğru bir şekilde dokunmak için yaşar. Hayatını en doğru, en güzel ve en iyi biçimde yaşamak ve öğrencilerine de aynı şekilde yaşatmak için uğraşır. Öğretmenliğin temel prensibi bu niyetten asla vazgeçmemektir.
İlkokul öğretmeninin önemi...
İnsan olmanın, insan yetiştirmenin formülleri bir yerlerde yazsa da buna inanamayan kişilerin, sırf başkalarından birkaç puan fazla aldılar diye az önce sıraladığım sebepler yüzünden öğretmen olmaya kalkmaları çok yanlıştır.
Doğan Cüceloğlu, sohbete işin temeli olan eğitimi irdelemekle başlıyor ve İrfan Erdoğan Hoca’ya eğitimin tanımını soruyor. Çok hoş bir cevap alıyor:
“Bence eğitim, bir cümledir.
Eğitim de tıpkı cümle gibi, öznesi, nesnesi, tümleci ve yüklemi olan bir yapı veya sistemdir. Yani eğitim, belli unsurlardan oluşan bir kompozisyondur.”
Öğretmenliği ideal olarak benimseyenlerin, sonradan sadece meslek olsun diye seçenlerin, eğitimin içinde olanları ve en önemlisi anne ve babaların muhakkak okumaları gereken bir kitap... Çocuklarımızın hangi okula gideceklerini onlar dünyaya gözlerini açar açmaz düşünmeye başlıyoruz. Ana sınıfı, hazırlık, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite seçimleri için sırayla endişeleniyoruz. Onlar için en iyisini, en güzelini, en doğrusunu bulmak için okul okul geziyoruz, okulların idarecileriyle görüşüyor; yemekhanelerini, tuvaletlerini, spor salonlarını geziyoruz. Bunlar haklı tavır ve endişeler elbette.
Ama unuttuğumuz bir şey var: Bir çocuğu şekillendiren, ona hayat yolunda ilk rotasını çizdiren, ilk bilgilerini edineceği ilk görgüleri, biriktireceği ilk yaşam deneyimlerin sunan kişi, ilkokul öğretmenidir.
Bir çocuk, doğru bir öğretmende yetişirse nerede okursa okusun, alacağını almıştır zaten.
Özne sağlamsa, cümle de sağlamdır.
Bir Can’a dokunmak
Haberin Devamı

