Yazın en güzel tarafı hem gezmeye hem eğlenmeye hem de okumaya fırsat tanıması. Günler uzun...Verimsiz öğleden sonralarında bir şezlonga uzanıp güzel bir müzik koyup edebiyatın tadına varmak için en güzel mevsim.
Serin alışveriş merkezlerindeki kocaman kitapçılar çok satanlar ve yeni çıkanlarla zaten hepimizin emrine amadeyken boş durmamak lazım...
Ben de böyle yaptım. Baktım, yeni çıkanların ve çok satanların neredeyse hepsini okumuşum. İçlerinde biyografiler, eleştiriler, hayata dair görüşlerin olduğu denemeler var. Bir ara gözüm yeni çıkanlarda tanıdık bir ifadeye takıldı:
“Sen bana bakma,
Ben senin baktığın yönde olurum.”
Bir insan düşünün, sevdiğine bir bakış için bile zahmet ettirmek istemeyen bir kişiliği, sonsuz sevme gücüne sahip bir yüreği olsun.
Bir şair ne kadar zaman düşünmeli, neler yaşayıp biriktirmeli, neler hissetmeli ki ortaya böyle bir güzellik, böyle bir duygu yoğunluğu ve aynı zamanda böyle hoş bir sadelik çıkabilsin.
Duru, akıcı ve yalın olan bu üslubun sahibi belliydi elbette: Özdemir Asaf.
Gündem; savaşlar, ölümler, felaketlerle doluyken en iyi sığınak edebiyat olacaktı benim için..
Çünkü edebiyat tüm ilimlerin içinde, hayatın aslını, olması gereken şeklini, özünü başka başka üsluplarla bize tekrar tekrar sunan tek alandı.
Yapı Kredi Yayınları müthiş bir iş yaparak Özdemir Asaf’ın 70 şiirini ciltli bir kitapta toplamış, bunları aynı zamanda da kendi sesinden bir cd’ de bir araya getirmiş. Müthiş bir arşiv, müthiş bir edebiyat zenginliği...
Bununla da kalmamış, şairin İstanbul Radyosu’nda yaptığı bir röportajı ve kısa bir biyografisini de kitabın sonuna eklemiş. Böylece şairi hiç tanımayan varsa (ki buna ihtimal vermek bile istemiyorum) onun yaşamı hakkında da bilgi sahibi olabilir.
Sayfalar kalın, sıcak.
Sıcak günlerde içilen çay gibi insanın içini bir anda yakıp sonrasında hemen serinletiyor.
Hem dinleyin, hem okuyun... İki şölen birden
Şairin kızı Seda Arın, 1966 yılının mayıs ayında babasından evlilik izni almak için akşam yemeğinde annesinden konuyu açmasını rica eder. Özdemir Asaf’ın ne diyeceğini onlar merakla beklerlerken o gayet sakin bir sesle, Benim şiir kitaplarım nerede, diye sorar. Kitapları gelince sesinin tüm güzelliği, sakinliği, coşkusu ve onayıyla okur şiirlerini, sonra da hoşçakalın diyerek masadan kalkar.
Bu arada kızı, şairin sesini kaydetmek için teybin düğmesine çoktan basmıştır.
İyi ki basmıştır.
Bir evlilik izni, bir yaşam değişimi, bir baba onayı, bir aile sohbeti çerçevesinde gelişen bu akşam yemeğinden edebiyat severlere müthiş bir hazine kalacaktır.
Bazen yalnızca kendimiz için bir şeyler yaptığımızı zannederiz.
Verdiğimiz ani ve güzel kararların ne kadar hoş işlere vesile olacağını önceden kestirmemiz imkansızdır. Seda Arun’ un parmağının bir düğmeye dokunması gibi...
Kitapta Sevgili Doğan Hızlan’ın da bir yazısı var.Yazısını şöyle bitiriyor.
Şiirleri dinleyin hem de okuyun.
İki şölen birden yaşayacaksınız.
Şölen kadar güzel bir ifadenin ifadesinin üzerine ne yazılır bilmiyorum.
Akılla aşkın evliliği gibi düşünürsek şiir yazma işini düğün olabilir belki.
Şairler, düşündürmeyi severler.
Hele ki o şair Özdemir Asaf’sa:
“Ölebilirim genç yaşımda,
En güzel şiirlerimi söylemeden götürebilirim.
Şimdi kavakyelleri esiyorken başımda,
Sevgilim,
Bir akşam üstü seni düşündürebilirim.”
Şiirleri okuyun ve dinleyin.
Akılla aşkın düğününe katılacasınız...
Ben senin baktığın yönde olurum
Haberin Devamı

