Babalar Günü, Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi adına gün denmek zorunda hissedilen zamanları çok sevmiyorum aslında. Ama yine de düşünüyorum. İnsan ister istemez biraz medyanın, biraz vitrinlerin, çokça da kalbinin etkisiyle kendini bu döngüden kurtarmakta zorlanıyor. Yine de her önemli günün adı, işin içine anne ve baba kelimesi girdiğinde akan sular duruyor.
Bugün Babalar Günü... Can Yücel’in o saf ve muhteşem baba sevgisiyle dolu dizeleri bugüne en çok yakışan dizeler herhalde: “Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek... Nasıl koşarsa ardından bir devin, o çapkın babamı ben öyle sevdim.”
Sonra babasını seven çocukları düşündüm. Babalarıyla eşsiz hikayeler biriktirren çocukları...
Collen Sell’in Arkadaş Yayınlarından çıkan kitabı “Babalar İçin Bir Fincan Huzur” adlı kitapta babalarla çocukları arasındaki ilişkiyi farklı farklı öykülerle anlatıyor. Her insan, kendi hikayesinin ana kahramanı. Her çocuğun babası kendisi için kahraman... Her hikaye, bir kere ve eşsiz... Bu kitapta da her hikayenin sahibi farklı...
BIRAK BİSİKLETİ GİTSİN
Kitapta, hikayelerin birinde, bisikletinin üstünde babasıyla küçük bir gezintiye çıkan Suzanne Schryver, o gün ondan hayat boyu unutmayacağı bir tecrübe ediniyor. Bir ara dik bir yokuşun başına geldiklerinde babası, bu yokuş bisikletle inmek için fazla dik, diye uyarır Suzanne. Suzanne, bunun daha sonra hatırlanması gereken bir öğüt olduğunu düşünür o anda. Yine de yokuşu inmekten vazgeçer, kendini bisikletiyle beraber olanca hızıyla yokuştan aşağıya bırakır. Bisikletin yerçekimine ve fizik kanunlarına uyarak kendi kendine hızlanmasını önlemeye çalışır. Sonunda babasının ayaklarının dibinde zar zor durabilir.
Babası, ona bir şey olmadığını görmenin rahatlığıyla Suzanne’ın yüzünü ellerinin arasına alır ve ona, “Bir dahaki sefere bırak bisikleti gitsin“ der. Küçük kız babasının söylediklerine anlam veremez, içindeki korku ve karnındaki sancıdan kendini hâlâ kurtaramamış bir halde ona bakarak, “Ne dedin” diye sorar.
Babası “Bir dahaki sefere bisikleti bırak. Eğer onu elinden bırakmış olsaydın, bisiklet elinden düşer ve kalırdı, sen de tepeden aşağıya yürüyerek inerdin. Eğer kontrolü elinde tutamıyorsan bırakacaksın, gitsin” diye cevaplar.
Küçük kız, babasının verdiği bu öğüte uzun yıllar boyunca pek çok kez uymuş. Koşullar konrolden çıktığında ve onu zorladığında babasının sesi kulaklarında ona o küçük gerçeği fısıldarmış: “Eğer kontrolü elinde tutamıyorsan bırakacaksın, gitsin.” Bir bisiklet gezintisi, bir akşamüstü çayı, bir sinema keyfi, bir çocukluk resmi... Babalarımız, en büyük kahramanlarımız...
Tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun.
Baba olmak...
Haberin Devamı

