Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Aldatmak

Haberin Devamı

PAULO COELHO, adını ilk defa 1996 duymuştuk. Simyacı adlı eseri, tüm dünyada 65 milyon kişiye ulaşıp 56 dile çevrilince, yazar bizim listelerimizde de bir anda ilk sıraya yükselmişti. Sonrasında, onun daha önce yazdığı romanı Hac’ı da alıp hemen okumuştuk. Bize benzer, bizden biri gibi, hem gerçekçi hem romantik, hem neşeli hem hüzünlü kalemi, Türk okuruna çok hitap etmişti.

Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, 1997’de yayınlandığında, herkes aynı şeyi düşünmüştü; bir roman için bu, oldukça uzun bir isimdi. Bu cümleler dizisinden oluşan isim, kısa zamanda Simyacı’nın peşinden giden okuru kendisine bağlayıvermişti.
Şimdi yepyeni bir romanla çıktı karşımıza Coelho, Aldatmak. Şu sıralarda bir numarada.

Cenevre’de yaşayan 31 yaşında, evli ve iki çocuk annesi Linda’nın hikayesi var bu kitapta. 1.75 boyunda, 68 kilo, son derece zarif... Eşi zengin bir adam, bir değini iki etmiyor, istediği yerden alışveriş yapma, sitediği yere gitme lüksüne sahip, İsviçre’nin Fransa sınırına yakın bir yerde, en iyi gazetelerden birinde çalışıyor. Çocuklarını okula bırakmak, onun işi... Birçok kişinin gıptayla baktığı bir hayatı, onu seven bir kocası var.

Ve onun sevdiği...
Mi?

İşte bütün düğüm, bu soru ekinde gizli...

Linda, bu son derece mükemmel görünen ve belki de aslında öyle olan hayatın içinde yaşadığı tekdüzelik ve tatminsizlikten dolay, hayatında hiç yapmayacağı bir şeyi kolaylıkla yaparak kocasını aldatıyor. Üstelik yaptığı bu yanlıştan dolayı, hiç suçluluk duymadan... Duymayarak...

“Mutlu musun?

Gözlerinde bir şey fark ettim... Böylesine güzel, evliliğinden ve işinden menun bir kadının gözlerinde böyle bir hüzün görmek nasıl açıklanabilir? Kendi gözlerimin bir yansımasına bakıyorum sanki. Sorumu tekrar edeceğim: “Mutlu musun?”

Linda’nın yasak aşkıyla arasındaki adı konabilir tek bağ oluyor bakışlardaki bu hüzün...

Yazar Linda’nın gözü ve dilinden aldatmanın muhasebesini yapıyor ve kadınlarla erkeklerin birçok ortak noktaları olmasına rağmen eşlerini aynı sebeple aldatmadığını, aldatırken aynı niyetle davranmadığını kefediyor:

“Erkekler aldatır çünkü genlerinde vardır. Kadınsa haysiyetten yoksun olduğu için aldatır ve karşı tarafa sadece bedenini değil, kalbinden bir parçayı da verir. Düpedüz suçtur bu. Hırsızlıktır. Banka soymaktan beterdir, çünkü bir gün ortaya çıkarsa ki, daima ortaya çıkar ve ailesine onarılması mümkün olmayan zararlar verir. Erkekler için aptalca işlenmiş bir hatadan ibarettir. Kadınlar içinse kendilerini anne ve eş bilerek onlara sevgi gösteren kişileri ruhen katletmeye eşdeğerdir.”

Linda, aldatmanın kadın ve erkek gözüyle tanımını böyle yapıyor.

Yasak meyveyi meraktan değil, kendi payına düşenle yetinmemekten ya da onunla tatmin olmamaktan kaynaklanan arayışın farkında olmadan ulaşılan sonucu olarak bakıyor bu yasak ve hızlı gelişime.

Edebiyatın en temel konularından biri olan, filmlerde, tiyatrolarda ve romanlarda sayısız örneğine rastlayacağımız aldatmak, Paulo Coelho’nun kaleminde yeniden düşündürüyor bizi.

Günah, ayıp, yasak olduğu bilinene bu davranışa en çok da kendini sakınanların düşmesi, yazarların en büyük taktiği gibi...
Can Yayınları’ndan yeni çıkan bu roman, hem kadınların hem de erkeklerin hayat üstünde bir kez daha düşünmelerini sağlayacak gibi görünüyor. Sahip olduklarına sahip çıkma becerileriyle ilgili, hayattan ne istediğini bilmekle ve elindekinin farkında olmakla ilgili...

Edebiyat bizi uyanık ve farkında tutar.

En büyük tılsımı da buradadır.

DİĞER YENİ YAZILAR