Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Affedin beni

Haberin Devamı

Herkesin Yaradan’a giden yolunun farklı olduğuna inandığım için, sizlerle aynı yolu seçmediğim, kendi yolumda yürümeye devam ettiğim için, affedin beni!” Kitabının arka kapağındaki alıntı bu, Cemil İpekçi’nin. Adı da bu: Affedin Beni. Bu bir biyografi değil, bu bir anı kitabı da değil. Bu, bir hesaplaşma... Bu kitapta yılları süzgeçten geçiren bir adamın, süzgecin üstünde kalanlarla ilgili olarak yaptığı değerlendirmeleri içeriyor. Kavga yok, gürütü yok. Kitap, Cemil İpekçi gibi aslında. Tanıdık, samimi, canlı ve sahici... Okurken yorulmuyorsunuz. Çünkü kitabı okurken Cemil İpekçi’yle söyleşiyorsunuz. İyi bir dinleyici olmayı, iyi bir anlayıcı olmayı,dert ortağı olmayı, kendinizi onun yerine koymayı öğreniyorsunuz.

Fikirlerini paylaşıp paylaşmamanız onun hiç mi hiç umrunda değil. Kitabın her bölümünün sonunda fikrini paylaşmayacak olanları da düşünmüş İpekçi. Onlardan kibar ve hafif müstehzi bir üslupla af dilediği yerlerden ikinci bir kitap çıkar. Bazı insanlar, her an üretirler. İçlerindeki zenginlik; bir dize, bir satır, bir renk, bir kıvrım, bir resim ya da bir beste olarak dışavurulmak zorundadır sanki... Yaşananlar o kadar çoşkulu, heyecanlı, acı dolu ve muhteşemdir ki onlar için, bu yaşadıklarını başka bir kisveyle hayatın içine taşımak zorundadırlar. Cemil İpekçi’ye ait hayat görüşünün ve hayatla ilgili ne var ne yok üstünden geçerek aldığı kararlarının, iç huzurunun, duyarlılığın, umursamazlığın ama bir o kadar da değerbilirliğin ayrıntılarını onun ağzından okuyabileceğiniz bu kitap çok nitelikli bir itirafname...

Bir derya gibi akıyor Cemil İpekçi...

İtirafları yalnızca kendiyle değil, bizimle de ilgili... Kitabın adının okurlara atfedilmesinin nedeni tam da bu. Kitabı kendisine yazmış gibi görünüyor, ama kitap aslında bizim için yazılmış. Hepimiz kendi yenilgilerimiz, mücadelelerimiz, amaçlarımız, isteklerimiz ve sevgilerimizi düşünüp aynı muhasebeyi yapabiliriz hayatla ilgili.

Bu sebeple, okuduğum bu kitabı hiçbir türün içine koyamadığım için adına itirafname demeyi uygun buldum. Cemil İpekçi’yle ortak bir dostumuz vasıtasıyla, tanışmak ve konuşmak fırsatı bulmuştum. Atölyesinde bize verdiği randevusuna geldiğinde yukarda yazdığı tüm sıfatların gerçekliğini bir anda görmüştüm yüzünde. Sıcak, samimi ve sahiciydi Cemil İpekçi. Aile hikayelerini, kendi yaşam yolculuğundaki inişli çıkışlı sürecini, hayata dair görüşlerini, bundan sonra yapmak istediklerini bir çırpıda anlatmıştı gözleri yaşama sevinciyle dolu bir çocuk gibi...

Bir saatlik görüşme, dört saat sürmüştü ve vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştım üslubunun sıcaklığından, hiçbir şeyi saklama kaygısı gütmeden, samimiyetle anlatışından, hayatla olan anlaşmasından çok etkilenmiştim. Köklü ve görgülü ailelerde yetişen insanların hikayelerinin kahramanları çok kalabalıktır. Onlar bu hikayenin ana kahramanı olsalar da, aile efradının bu kişilerin yaşamlarının şekillenmesindeki rolleri çok büyüktür. Bütün bunlar düşünüldüğünde Cemil İpekçi bir derya... Şöyle diyor: “Sizlerin yaşama dair sertleştirdiğiniz kabuklara inat, ben zırha bürünmediğim için, kabuğumu erken kırdığım için affedin beni.” Kim kimi affetmeli, otuturup düşüneceksiniz. Onu mu affetmeliyiz, yoksa aynalardaki yüzlerimizi mi?

DİĞER YENİ YAZILAR