Dün Feneryolu'nda Sekip Amca'nın havuç kafasıyla dalga geçerken bugün Brüksel Havaalanında, beni Verviers'e götürecek olan trendeyim. Daha doğrusu öyle olduğunu umuyorum. Biletçi, sorduğum bütün sorulara "nümero trua" (üç numara) diyerek cevap verdiği için totalman şüphe içindeyim.
Bütün sorularıma derken tabii kendime yirmi-sekiz-dili-çatır-çatır-konuşur-biletçinin-anasını-ağlatır süsü vermeyeyim. Topu topu iki kere sordum. İkinci ısrarlı "nümero trua" dan sonra pes ettim. Niye bilmiyorum yurtdışına çıkınca saçma bir "soru sormazlık krizine" giriyorum. Aynı soruyu üçüncüye sorsam vizem iptal edilecek sanki! Böyle bir acayiplik, böyle bir kompleks kumkumalığı. Türkiye'de olsa trenin rengine kadar öğrenir adamları hafiften çıldırtırdım, burada Fransızca-yutmuş-kediye dönüyorum.
Konu hazır gelmişken niçün buradayım açıklayayım: Fransızca'mı tazelemeye. CERAN LINGUA'nın özel davetlisi olarak bir haftalık bir kurs alacağım. O kadar ünlü, o kadar başarılı, o kadar acayip, o kadar özeller ki teklifleri hakikaten dayanılmazdı. Hatırlarsanız geçen yaz İclal'im Aydın'im da İngilizce'si için gelmişti.
Nedir acayiplikleri? Şudur: Beş günde -veya paranız daha çoksa on, daha daha çoksa yirmi ama daha fazla değil- süper hızlandırılmış, süper yoğun öyle bir dil programı uygulanıyor ki kurs sonunda bir odun bile şakırella şakırella konuşup anlayabiliyor. (Onlar böyle kaba bir şekilde ifade etmiyorlar elbette, odun benzetmesi tümüyle bana ait)
Günde on saat yemede de, içmede de, efendim akşam oturma da olmak üzere neredeyse uyku hariç her dakika artık hangi dilin kursuna gittiysen o dille haşır falan neşir oluyorsun! Binaya süt
dökmüş bir kedi olarak girip Fenerbahçe bülbülü olarak çıkıyorsun. Yok. Neydi? Kanarya mıydı? Neyse.
Çok iddialı değil mi? Aynen öyle.
Bildiğiniz gibi bende bir dil öğrenme hastalığı var. (Evde kendi kendine İspanyolca öğrenme teşebbüslerimi hatırlayınız) Çok şükür İngilizce'yi zamanında hallettiğim için onunla bir derdim yok. Ve lakin bir tanesini öğrenince diğerleri seni çağırıyor. Almanca idare edecek kadar var, fazlasını istemiyorum. (Bir Hamburglu yakışıklıya aşık olup, Almanya'ya taşınmaya karar vermediğim sürece..) Fakat Fransızca eski göz ağrım. Acı tatil çok günümüz oldu. Az kaşını gözünü patlatmadım. Bir ara iyiydik ve lakin artik can çekişmekte. Ve ben onu yeniden hatırlamak istiyorum.
Teklif, tekliftir, beş gün beş gündür! Ne olup ne bitecek, bir dil beş günde ne kadar canlandırılabilir, ne kadar öğrenilir büyük merak içindeyim gerçekten. Bir mucize bekleyecek kadar uzak değilim mevzua, sonuçta emektar İngilizce'mizi bugünlere getirmek için on yıl uğraştık, öyle kolay olmuyor ama bu kadar yoğun bir programa da hiç dahil olmadık bugüne kadar..
Ve fakat merak etmeyiniz davetli olmam tarafsızlığıma hiçbir surette gölge düşürmeyecektir. Hayati boyunca muhtelif dil kurslarına gitmiş biri olarak mukayese etme olanağım yeterince var. İyise iyi, kötüyse kötü diyeceğim.
Bu arada öğrendim ki tren değiştirmem gerekiyormuş ve inmem gereken istasyon da bir evvelkiymiş. Mösyö "Nümero Trua"yı dönüşte görmek şart oldu sanırım. Nasılsa şakır şakır konuşacağım ya.. Şöyle "fransez fransez" şarlarım artık. "Bu nasıl yol tarif etmek ülen!" diyecek kadar öğrenirsem zaten olay bitmiştir!
Beş günde yabancı dil mümkün müdür?
Dün Feneryolu'nda Sekip Amca'nın havuç kafasıyla dalga geçerken bugün Brüksel Havaalanında, beni Verviers'e götürecek olan trendeyim. Daha doğrusu öyle olduğunu umuyorum. Biletçi, sorduğum bütün sorulara "nümero trua" (üç numara) diyerek cevap verdiği için totalman şüphe içindeyim.
Haberin Devamı

