Soru: Değerli hocam, ben 29 yaşında bekar, çalışmayan, halkla ilişkiler iki yıllık bir önlisans programını 25 yaşından sonra okumuş bir bayanım. 1991 senesinden bu yana devam eden ruhsal problemimden bahsetmek istiyorum size. Yardım ederseniz çok sevineceğim. Bende "obsesif kompülsif" (saplantı hastalığı) bozukluğu var. 12 sene gibi bir süredir bununla yaşıyorum. Tabii buna yaşamak denirse... "Allah'ın bir bildiği vardır" diye sabrediyorum çünkü çok doktora gittim. Tıbben bir çözümü de yokmuş. İlk zamanlar hocalara dahi girmiştik. Çocukluğumu ve lise dönemlerimi, hurafelerle ve korkulan bir Allah inancıyla yaşadım.
Sayın hocam, sizden önce benim için dua ermenizi sonra da bu konuyla ilgili düşüncelerinizi yazmanızı rica ediyorum. Lütfen bana yardım edin. Eğer Rabbim böyle istediyse ve hayırlısı buysa katlanırım, sabrederim. Ama daha fazla üzüntü çekmek istemiyorum. Özellikle saplantı haline getirdiğim korkularımdan kurtulmak istiyorum. Kendimi geliştirmek için çok uğraşıyorum. Hayatta kimseye güvenemiyorum. Çünkü bana güven vermediler, veremediler. (N. İ.)
Namaz kılın, Dua edin
Cevap: Hanımefendi, siz kendinizi bu vehimlerden kurtarmaya çalışın. Güzel şeyler okuyun, namaz kılın, dua edin. İyi şeyler düşünmeye çalışın. Şum (uğursuzluk) tutmayın, aklınıza gelen şey olur diye düşünmek yanlıştır. Allah'ın takdiri ne ise o olur. Böyle evham ve vesveselerden kurtulmanın yolu, bu tür kötü düşünceleri insanın kalbine atmaya çalışan şeytandan Allah'a sığınmaktır.
Bilinçli olarak "Eûzu billahi mineşşeytânirracim" dediniz mi, şeytan kaçar. Öyle kötü düşünceler gelince hemen Eûzu besmele çekin, kalkıp huzurla abdest alın, iki rekât namaz kılın, dua edin. Allah'a sığının. Bu bir terapidir. Manevi terapi. Böylece inşallah bir gün gelir, vesveselerinizden kurtulursunuz. Muhakkak ki insanın yaşadığı olaylar, kendisi için bir sınavdır. Allah, her kulunu bir şekilde sınar, eğitir. Allah'ın sınaması, kulu eğitmek, olgunlaştırmak amacına yöneliktir. Bir hadisi şerifte, "Kadere inanan, üzüntüden kurtulur" buyurulmuştur. Burada kader sözcüğüyle insanın kendi seçimiyle yaptığı eylemler değil, kendisi için yaratılışta çizilmiş olan hayat yoludur. Hayat yolunun genel kulvarları, insan dünyaya gelirken çizilmiştir. Bu değiştirilemez. İnsanın boyunun ölçüsü, bedensel kabiliyetleri ve özellikleri, doğduğu ülke, ulus, aile hep kader çizgisidir. İnsan bunlardan sorumlu değildir.
Öyle ise kişi, kendi seçimiyle yaptığı işleri düzgün yapmaya çalışmalı ama kaderin sonucuna da razı olmalı ki mutlu olabilsin. İnsan mecbur - muhtar (zorunlu - seçimli) bir varlıktır. Mutluluğun sırrı, kadere rızadır.
Bu konuya yarın da devam edeceğim.
Yüce Allah her kulunu sınar, eğitir
Soru: Değerli hocam, ben 29 yaşında bekar, çalışmayan, halkla ilişkiler iki yıllık bir önlisans programını 25 yaşından sonra okumuş bir bayanım. 1991 senesinden bu yana devam eden ruhsal problemimden bahsetmek istiyorum size.
Haberin Devamı

