"Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o(kimsenin iyiliği)dur ki Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inandı, sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan(köle ve tutsak)lara verdi, namazı kıldı, zekâtı verdi. Antlaşma yaptıkları zaman antlaşmalarını yerine getirenler (sözlerinde duranlar), sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, işte doğru olanlar onlardır, korunanlar da onlardır" (Bakara: 177).
Cenâb-ı Hak, peygambelerinden, herşeyden önce sıdk ve ihlâs ile davranacaklarına dair söz aldığını bildirmektedir. "Biz peygamberlerden kuvvetle söz almıştık. Senden önce Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, onlardan sapasağlam söz almıştık" (Ahzâb: 97/7).
Doğruluk, bütün eylemlerin direğidir. Onsuz hiçbir ibadetin yararı yoktur. Doğru olmayanların, ibadetlerinde ihlâs bulunmayanların eylemleri kendilerine bir yarar sağlamaz. "Doğruyu getiren ve onu doğrulayanlar, işte korunanlar onlardır" (Zümer: 33) ayeti, dinin doğruluktan ibaret olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü sıdk(doğruluk)ı getiren Peygamber, sıdkı doğrulayan da müminler, korunanlardır. Peygamber sıdkı getirdiğine göre demek ki din, sıdkdan yani doğruluktan ibarettir. Çünkü sıdk, Peygamber'in getirdiği dindir. Yüce Allah, dini sıdk (doğruluk) ile adlandırmıştır.
Kur'ân-ı Kerîm'in birçok yerinde, korunanların vasıfları sayılır. Bunların başında doğruluk, verilen sözde durmak gelir. Yüce Allah buyurmuştur: "Ancak sağduyu sahipleri, Allah'ın ahdini yerine getirir(verdikleri sözde durur)ler ve antlaşmayı bozmazlar" (Ra'd: 9-20).
Büyük mutasavvıflar, doğruluk üzerinde çok durmuşlar ve bunu çeşitli sözleriyle değerlendirmişlerdir.
Ahmed ibn Hudravayh: "Allah'ın kendisiyle beraber olmasını isteyen, sıdk(doğruluk)a sarılsın. Çünkü Allah, sadıklarla beraberdir (Bakara: 92/153, 249; Enfal: 93/46, 66).'
Ebû Sa'îd el-Kureşî: "Öldüğü zaman sırrı açılıp ortaya dökülünce utanmayacağı biçimde ölüme hazırlanan kimse, sadık(doğru)tır."
Cüneyd: "Doğruluk ancak yalan söylediğin zaman kurtulabileceğin yerlerde doğru söylemendir." Şu söz de Cüneyd'in sözünü pekiştirmektedir: "Doğruluğun sana zararlı olacağından korktuğun yerde doğru ol, sana yararlı olur. Yalanın sana yarar vereceğini sandığın yerde yalan söyleme, sana zararlı olur." (Devam edecek)
Yüce Allah dini doğrulukla adlandırmıştır
Cenâb-ı Hak, peygambelerinden, herşeyden önce sıdk ve ihlâs ile davranacaklarına dair söz aldığını bildirmektedir
Haberin Devamı

