Yüce Allah bağışlayandır

Dünkü yazımda da yayınladığım Tevbe: 103/104 ile Hûd: 52/114 ve benzeri ayetler, umutsuzlara umut sunmakta, insanları karamsarlıktan, günahta ısrardan kurtarmaktadır

Haberin Devamı

Okuyucularımdan M. F. 'nin "tevbe" ile ilgili sorusunun cevabını bugün tamamlıyorum.

Dünkü yazımda da yayınladığım Tevbe: 103/104 ile Hûd: 52/114 ve benzeri ayetler, umutsuzlara umut sunmakta, insanları karamsarlıktan, günahta ısrardan kurtarmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm'in her yerinde bu umut aşılanmaktadır. Bütün bunların amacı, insanlara zorluk değil, kolaylık ve umut sunarak onları günah vadisinden çekip Allah'a yöneltmektir. Yüce Allah, kendisine yönelen kulunu büyük lütfuyla affeder.

Hayatın hangi çağında olursa olsun, yapılan tevbe makbuldür. Hayatının sonuna dek günahta ısrar edip de ölüm haline gelmiş olan kişi, henüz hayattan ümit kesmeden tevbe etmişse onun tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini Allah bilir. Hadislerin ifadesine göre hayattan ümit kesmeden önce küfürden dönenlerin imanı makbuldür. Ama ye's haline girdikten, yani yaşama ümidi kalmayıp gözlerden manevi perde kalktıktan sonra artık tevbenin yararı olmaz. Tevbe için inandıktan sonra iyi bir iş yapabilecek kadar zaman bulunmalıdır.

"(Tarafımdan onlara) De ki: Ey nefislerine karşı aşın giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz" ayeti gereğince fâsık müminin son nefesindeki tevbesi de makbul olabilir. Resulullah (s.a.v), "Allah, canı boğazına gelmemiş kulun tevbesini kabul eder" buyurmuştur. Yani henüz ruh, beden içinde, kişinin yaşama ümidi varken yapılan tevbe makbuldür.

Günahı bırakınız
Zümer 53-59'uncu ayetlerde yüce Allah, kullarına, kendisinin rahmetinden umut kesmemelerini, kendisinin bütün günahları bağışlayacağını buyurarak onlara umut ve teselli vermektedir. O halde kullar, hemen Allah'a yönelmeli, O'na teslim olmalı, şirki, günahı bırakmalıdırlar. Evet Allah, hayatini tevbeyle kapatmış olanları bağışlar. Ama "Hele vakit var, henüz gencim, sonra tevbe ederim" düşüncesiyle hep günahlara batıp çıkarsa, bir gün hiç farkında olmadan ömür tükenir, tevbe etme fırsatı bulmadan hayati tükenmiş olur. İşte bu sonuç kötüdür. Böyle bir duruma düşmemek için fırsat varken hemen Allah'a yönelmelidir.

Yüce Allah, elçisi Hz. Muhammed aracılığıyla kullarını, umutsuzluk karanlığından geniş rahmetinin aydınlığına yönelmeye çağırmaktadır: "Ey nefislerine yazık eden kullarım, Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir" (Zümer: 53/59). İşte büyük mutasavvıf Mevlana da insanlan günahta ısrardan kurtarmak ve onlara Allah'ın bu sonsuz rahmetini sunmak için onlan ne güzel Hakk'a yöneltmiştir:

Gel gel, ne olursan ol, gel
Kâfir de, mecûsî de, puta tapar da olsan gel
Bizim bu dergâhımız, umutsuzluk dergâhı değildir
Yüz bin kez tevbeyi bozmuş olsan da gel.

DİĞER YENİ YAZILAR