Yolculukta farz namazlar ikişer rekât kılınır

Haberin Devamı

SORU: Bazı aile büyüklerim başka bir şehre misafirliğe gidildiğinde farz namazların yarıya indirilip iki rekât olarak kılınacağını söyledi. Ben günümüz koşullarında normal kılınabileceğini ama çok zorlanılırsa belki sünnetlerin terk edilebileceğini düşünüyorum. Hangisi doğru? 60 yaşındaki annem Kur’ân-ı Kerîm öğrenmek için kursa gidiyor. Fakat kursta tecvidli eğitim verildiği için çok zorlanıyor. Bu uygulama yanlış değil mi? (Özlem Uncu)

CEVAP: Mekke döneminde farz namazlar ikişer rekâttı. Nisa Suresi 102’nci ayetten de namazların ikişer rekât olduğu anlaşılır. Ancak Medine döneminin ortalarından itibaren Peygamberimiz, cemaatle öğle, ikindi ve yatsı gibi farz namazlara ikişer rekât daha ekleyerek kıldırmıştır. İşte yolculuk, misafirlik gibi durumlarda bu farz namazlar Kur’ân’ın tanımladığı biçimde aslı üzere ikişer rekât kılınır. Çünkü yine Nisa Suresi’nde seferde namazın kısaltılması emredilmektedir. Gelelim diğer sorunuza, annenizi kurs hocasının tecvidli okumaya zorlaması mantıklı değil. Anneniz öğrendiği biçimde okuyabilir. Dinde zorluk yoktur. Zaten o tecvidli okuyan kimseler de yine bir Arap gibi telaffuz edemezler. Bu, uzun süre dilin konuşulduğu yerde kalmayı gerektirir. Önemli olan Kur’ân harflerinin şöyle veya böyle gırtlaktan çıkarılması değil, Kur’ân’ı huzur ve saygıyla hissederek okumaktır. İmam-ı Gazali, Kur’ân okurken kelime telaffuzlarıyla okumak için zorlananlara, vaktini buna harcayanlara esef eder, önemli olanın anlamak ve saygıyla okumak olduğunu vurgulamıştır.

Allah’ı tanıma kabiliyeti

SORU: “1001 Soruda İslâm” isimli kitabınızın 193’üncü sayfasında Enes ibn Malik’ten rivayet edilen hadisteki, “Henüz babanın belindeyken bana hiçbir şeyi ortak koşmaman hakkında senden söz almıştım” ifadesini açıklar mısınız? (A. Hikmet)

CEVAP: Allah, insan tohumuna kendisini tanıma kabiliyetini koymuştur. İşte insanın mayasına katılan bu Tanrı tanıma kabiliyeti, Allah’ın henüz tohum halinde bulunan insandan söz alması demektir. Allah’ı tanıma insanın mayasında vardır, doğuştan gelir. Bunun için İslâm fıtrat dini, yani insan doğasına uygun dindir. Çünkü insanın doğasında Allah’ı tanıyıp O’na kul olma eğilimi vardır. Allah’tan başkasına tapmak insanın doğasına aykırıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR