Müslim'de bulunan benzeri bir hadis şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.v.), "Allah'a isyan için yapılan adak yerine getirilmez; kul, sahibi olmadığı bir şeyi adayamaz" demiştir. Bu hadisin söyleniş sebebi şudur: Ensardan bir kadın, Adbâ adlı deveyle tutsak düşmüştü. Bu deve, Beytulmale (devlete) aitti. Kadın, bir gece bağını çözüp, kendisini esir edenlere ait develerin yanına vardı. Fakat hangi deveye yaklaşsa bağırıyordu. Develerin arasında bulunan Adbâ'ya geldi, uysal olan Adbâ'ya bindi ve sürdü.
Adamlar durumu fark ettiler, kadının peşine düştüler. Kadın, Allah kendisini bu durumdan kurtardığı takdirde Adbâ'yı kurban edeceğini söyledi. Deve, kendisini kaçırıp Medine'ye getirdi. Deveyi kesecekti fakat halk, "Bu, Allah'ın Resulü'nün devesidir" dedi. Hz. Peygamber'e durumu arz erliler. Hz. Peygamber, "Subhanellâh" dedi, "Ne kötü karşılık vermiş. Allah kendisini kurtardığı takdirde deveyi keseceğini adamış. Günah ve insanın sahibi olmadığı şey hususunda adak olmaz."
Yemini alışkanlık haline getirmek, söz başına vallahi, billahi demek, Allah'a karşı saygısızlık olduğu gibi toplum içinde insanın şahsına karşı da güvensizlik doğurur. Çünkü gerekli gereksiz yemin eden kişinin sözüne artık kimse inanmaz olur. Yalan yere yemin ise çok büyük bir günahtır. Hz. Peygamber (s.a.v.), yalan yere yemin eden kişinin, kıyamet günü Allah yüzüne bakmayacağını ve onu temizlemeyeceğini, onun için acı bir azap bulunduğunu haber vermiştir.
Bereketi yok eder
Gereksiz yere yemin etmek, Allah'ın gazabına sebep olur. Resulü Ekrem şöyle buyurmuştur: "Dört insan vardır ki Allah'ı kızdırır: Yemin eden satıcı, kendini beğenmiş fakir, zina eden ihtiyar, zalim imam (devlet başkanı)."
Ticaret erbabının, ikide birde Allah'ın adını, dünyanın birkaç kuruşu için alet etmemesi gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v.), "Satışta çok yemin ermekten sakının çünkü yemin, önce sürümü artırsa da sonra kazancı mahveder" demiştir.
Geleceğe dönük yeminin kefareti: Mâide: 89. ayete göre kasıtsız yeminler sorumluluk getirmez. Ancak herhangi bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına yemin eden kimse, yemininin tersini yapmak durumunda kalırsa, ettiği yemine kefaret vererek yeminini bozabilir. Bu kefaret, on fakire yemek yedirmek, yahut onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğe kavuşturmaktır. Bunları yapamayan, üç gün oruç tutar. Allah, ayetin sonunda da yeminlerin korunmasını emrediyor ve ayetlerini açıklayan Allah'a şükredilmesini öğütlüyor.
Yarın: Kasıtsız olarak edilen yeminler
Yemini alışkanlık haline getirmeyin
Müslim'de bulunan benzeri bir hadis şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.v.), "Allah'a isyan için yapılan adak yerine getirilmez; kul, sahibi olmadığı bir şeyi adayamaz" demişti
Haberin Devamı

