Okurum İsa Orhan Çıldır'ın üç sorusundan birincisini dünkü yazımda cevaplamıştım. Bugün kalan iki soruyu cevaplıyorum
Cenin, anne karnında 120 gün olunca meleğin gelip ona son biçimini ve kabiliyetlerini vereceği ve hayatı boyunca onun yapacağı işlerin, rızkının yazılıp defterin kapanacağını, ondan sonra o insanın hayatında artı veya eksi bir şeyin olamayacağını belirten hadis vardır ama ben bu hadisin, bu haliyle Peygamber sözü olduğuna inanmıyorum. Bu tür rivayetler, kadercilik ve özgürlükçülük yandaşlan arasında başlayan tartışmalar üzerine üretilmiştir. Eğer her şey, henüz çocuk anne karnında böyle saptanıp mühürlenmiş ve kader defteri katlanıp kaldırılmış ise ne peygamberlerin tebliğine, ne uyanlara gerek kalır. Bunlar, Kur'ân'ın açık söylemine terstir. "Dileyen inansın, dileyen inkâr etsin" (Kehf: 29), 'Yola gelen, kendisi için gelir, sapan da kendi zararına sapar" (Yunus: 108), "(Ey insan) işte bu, senin ellerinin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir. Allah kullara zulmedici değildir" (Hac: 10).
Huzur ve güven ortamı
Laiklikle ilgili sorunuza gelince... Temel din, insanın her zaman, dağ başında, odasının içinde tek başına olduğu zaman kendisine lazım olan, onsuz yaşayamayacağı inanç ve ibadetlerdir. Nitekim Mekke döneminde bu dinin kurallan vurgulanmıştır. Bu da Allah'a ve ahirete iman ve salih ameldir. Yani tevhit üzere ibadettir. Kur'ân'ın getirdiği tevhit ilk olmamakla beraber bütün dinlerin özü ve orijinalidir. Toplu yaşayışın, huzur ve güvenliğin gereği olarak getirilen şeriat yasaları ise temelde orijinal değil, toplumun uygulaya geldiği birtakım yasalar, kurallardır. İslâm, bunlardan uygun olanının uygulanmasını emretmiş, uygun olmayanını lağvetmiştir.
Amaç, dünyada insanların düzenini sağlamaktır. Eğer toplum, kendi düzenini, başka yasalarla sağlayabiliyorsa, bu da toplumun kendi seçimidir. Din buna engel olmaz. Toplumun büyük kesimi laik düzenden yana ise zorla bu düzeni değiştirmeye kalkmak anarşi olur. Baskıcı bir rejim de toplumu mutlu etmez. Öyle ise en uygun olan, devletin, tüm inançlara eşit mesafede olacağı bir rejimi uygulamaktır ki bu da laikliktir. Ancak laikliği din düşmanlığı seklinde uygulamak yanlıştır. Herkesin kendi özgürlük sınırları içinde, inandığı gibi yaşama garantisi için laiklik sistem modern devletin gereği görülmektedir.
Yasalar herkese "adil" biçimde uygulanmalıdır
Okurum İsa Orhan Çıldır'ın üç sorusundan birincisini dünkü yazımda cevaplamıştım. Bugün kalan iki soruyu cevaplıyorum
Haberin Devamı

