Soru: 1- Hz. Peygamber kürkünü kime vasiyet etti? 2- Ölenin ruhunu ahirette akrabaların ruhları mı karşılar? 3- Ölenin ruhu, ozon tabakasında katılaşıp, ondan çıktıktan sonra yumuşuyormuş. Bunlar doğru mu?
Cevap: 1- Hz. Peygamber'in kürkü yoktu. Hırkasını veya pardösü diyebileceğimiz abasını Veysel Karani'ye vasiyet ettiği söylenirse de bu konudaki rivayetler çelişkilerle doludur. Veysel Karani'nin şahsiyetinin bile gerçekliği üzerinde tartışmalar vardır. Peygamberimiz abasını Veysel Karani'ye değil, benim bildiğime göre damadı Hz. Ali'ye vermiştir. Onun için Ali ailesine Âl-i Aba denilir.
2- Vefat edenin ruhu bedenden çıkar. Elbette onu, kendi düşüncesinde olan, manen bağlantısı bulunan akrabası ve dostları karşılar. Tabii bu, ruhtan ruha değişir. Her ruhun, akrabaları tarafından karşılanacağını sanmıyorum. Olgunlaşmamış ruhlar tutuklanırlar, azap çekerler. Ama bu konuda ayrıntıya girilemez. Çünkü kimse ayrıntıyı bilemez.
3- Ölenin cesedinin önce katılaşıp sonra yumuşadığını bilmiyorum. Ruhun ozon tabakasında katılaştığı, ondan çıktıktan sonra yumuşadığı safsatadır. Ruh şeffaf, nursal varlıktır. Katılaşma, yumuşama, ozon tabakası bunlar maddi şeylerdir. Böyle kanıtsız, tutarsız şeylerle ruh hakkında hüküm verilemez.
'Gönüllerinde hayır yoktur'
Okurum Cemal Özgen'in sorusuna cevabımdır: Ebû Saîd-i Hudrî'ye nispet edilen hadis uydurmadır. Gelecekte şunlar olacak, bunlar olacak şeklindeki fitne hadislerinin büyük çoğunluğu zayıf, uydurma şeylerdir. Kur'ân, geleceği Allah'tan başka kimsenin bilmeyeceğini vurgulamaktadır. Sizin sözünü ettiğiniz rivayette çelişki açık. Çünkü "Gelecekte bir devrin ümmeti, benim ümmetimin hilafına hareket edecek ve birtakım çığırtkanlar insanları cehenneme çağıracaklar" dendikten sonra, "Onlar bizim içimizden çıkacak bayağı adamlardır. Aziz duygularla konuşurlar ama gönüllerinde zerre kadar hayır yoktur" deniliyor.
Peki gelecekte olan o insanlar, nasıl Hz. Peygamberin bulunduğu toplumdan çıkıyor? Çünkü "Onlar bizim içimizden çıkacak" deniliyor. Eğer bu olaylar binlerce yıl önce, böyle saptanmış, çizilmişse, zamanı gelince olmaması mümkün değildir. Ay'ın tutulması nasıl zorunlu bir olaysa, o fitnelerin olması da zorunlu olaylardır. Öyle ise bunu yapanlar kendilerine biçilen rolü oynadıklarına göre niçin sorumlu olsunlar? Hâşâ Peygamber böyle saçma sapan şeyler söylemekten münezzehtir. Göklerde ve yerde Allah'tan başka hiç kimse gaybı bilmez.
Tutarsız şeylere inanmayın
Hz. Peygamber'in kürkü yoktu. Hırkasını veya pardösü diyebileceğimiz abasını Veysel Karani'ye vasiyet ettiği söylenirse de bu konudaki rivayetler çelişkilerle doludur
Haberin Devamı

