Trafik Kargaşası ve Acımasızlığı - 2

Yoksula, yetime, darda kalmışa, düşküne acırız. Hep kendimizi düşünmeyiz, bencil değiliz. Ama iş trafiğe gelince mesele değişir. Sanki acıma duygulanınız kaybolur, körelir

Haberin Devamı

Biz en merhametli toplumlardan biriyiz
(Dünden devam)
Yoksula, yetime, darda kalmışa, düşküne acırız. Hep kendimizi düşünmeyiz, bencil değiliz. Ama iş trafiğe gelince mesele değişir. Sanki acıma duygulanınız kaybolur, körelir. Sürat zevki bazılanmızı çılgınlığa iter. Bir kavşakta sağa veya sola dönülecektir, bunun için arabalar kuyruktadır. Ama bir veya birkaç gözü açık geriden gelir, kuyruğun en başına geçer, burnunu öndeki arabanın önüne sokar. Yeşil yaranca ilk önce kendisi geçsin diye yapar bunu. Bu nedir? Saygısızlığın, bencilliğin daniskası değil mi? Başkalarının hakkını çiğneme yetkisini nereden alıyorsun? Trafik görse seni cezalandırır ama her yerde polis olmaz ki! Kurallara saygı gerekir. İşte medeniyet budur, fikri gelişmişlik, hatta insanlık budur.

AB'ye girmek istiyoruz. Bazıları AB'ye girmekle başımıza yağmur gibi euro-dolar yağacağını, ekonominin hemen düzeleceğini, zengin bir ülke oluvereceğimizi sarar da onun için AB'yi ister. Ben Avrupa'yı bilen bir insan olarak hiç böyle bir şey beklemiyorum. İngilizlerin bir atasözü var, "Allah, kendi kendisine yardım etmek isteyene yardım eder" diye. Esasen Kur'ân da kendisini değiştirmeyen toplumu Allah'ın değiştirmeyeceğini vurgular.

İslâm'ın önemli bir farzı
Biz istiyoruz ki, AB'deki kuralcılık, otokontrol bizde de olsun. Toplum birbirini denetlesin, yanlışlara müsaade etmesin. Avrupa'da biri trafikte hata yaparsa hemen arkadaki araçlar onun plakasını alıp polise haber verirler. Kimse emniyet şeridini işgal edemez, yasak çizgilerde arabaları sollayamaz, kırmızı ışıkta geçemez. Toplumun kendi kendisini denetlemesi sayesinde bu sistem böyle yerleşmiştir. Aslında otokontrol sistemi İslâm'ın emirlerinden biridir. Buna, "Emr-i bi'l-ma'rûf nehy-i anil-munker: İyiliği emir, kötülükten men" prensibi denilir. Bu, İslâm'ın önemli farzlarından biridir.

Ama bugün toplum o kadar sabırsız, o kadar tahammülsüz hale gelmiştir ki, birkaç ay önce kırmızı ışıkta gecen birini uyaran bir vatandaşı öldürdüler. İnsan bir şey demeye, usulüyle uyarmaya da korkuyor. AB'ye, oradaki kurallar ve sistem bize de gelsin, biz de herkese eşit, insana değer veren, kuralların şahıslara değil, şahısların kurallara uyduğu bir sistem içinde karşılıklı hoşgörü ve saygı içinde özgürce yaşamak için girmeyi arzu ediyoruz. Simdi gençlere sesleniyorum. Ey merhametli toplumun çocukları, atalarınız gibi merhametli olunuz, kendiniz kadar başkalarını da düşününüz. Allah yardımcınız olsun, sizi kazalardan belalardan korusun.

DİĞER YENİ YAZILAR