Tesbih, Allah’ın şanının yüceliğini belirtmektir

“Öyle ise akşama girdiğiniz zaman da sabaha erdiğiniz zaman da tesbih Allah’ındır (O’nun şanının yüceliği anılır)

Haberin Devamı

SORU: Rum Suresi 17 ile 18’inci ayetleri açıklar mısınız? (Senai Arıkan)

CEVAP: “Öyle ise akşama girdiğiniz zaman da sabaha erdiğiniz zaman da tesbih Allah’ındır (O’nun şanının yüceliği anılır). Göklerde ve yerde, günün sonunda da öğleye erdiğiniz zaman da hamd, O’na mahsustur” (Rum: 17-18). Bu ayetler, Allah’ın en çok tesbih edilip anılacağı zamanlara işaret ediyor. Gerçi Allah her zaman anılır ama ayette gösterilen zamanlar, gece ve gündüzün en belirgin zamanlarıdır. Bu vakitlerde Allah’ın daha çok anılması gerekir. Bunlar havanın kararmaya ve ışımaya başladığı zamanlardır. İnsanlar geceye ve gündüze putların adını anarak değil, yalnız Allah’ın şanının yüceliğini anarak başlamalıdırlar. Tesbih, Allah’ın şanının yüceliğini belirtmektir.

Bu ayeti beş namaz vakti olarak açıklayanlar vardır ama doğru değildir. Burada namazdan değil, tesbihten söz edilmektedir. Tesbih, namazdan çok geniş, Allah’ı, şanını yüceleyerek anmak, anımsamak demektir. Namaz ise içinde tesbihin de olduğu, özel rükünleri bulunan bir ibadettir. Eğer tesbihle namaz kastedilseydi, o zaman “Onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü tesbih et, güneş doğmadan önce, batmadan önce, gecenin bir kısmında ve secde arkalarında O’nu tesbih et” (Kaf: 39-40) ayetlerinde secdenin ardından namaz kıl anlamı uygun düşer miydi? Secde zaten namazdır, artık secdenin ardından namaz kıl olmaz. Ama secde arkalarında Allah’ı övgüyle an, tesbih et, O’nun şanının ululuğunu vurgula, çok anlamlı bir söylemdir.

18’nci ayet, yalnız insanların değil, göklerde ve yerde olan bütün yaratıkların Allah’ı övdüğünü hatırlattıktan sonra “aşiyy ve ızhâr”da Allah’ın tesbih ve O’na hamd edilmesi gerektiğini belirtiyor. “Aşâ” karanlık çöktüğü, “ızhâr” da gün ışığının her yanı tam kapladığı zamandır. Bu ayetten anlaşıldığına göre gece ve gündüzün başlarında ve ortalarında Allah’ın anılıp tesbih edilmesi, övülmesi gerekir. Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Allah’ın, neden İbrahim’e ‘vefalı dost’ dediğini söyleyeyim mi? O her sabah ve akşam olduğu zaman, ‘subhanellahi ve bihamdihî sübhanellahi’l-azîm’ derdi.” Bu hadiste çok güzel bir tesbih formu öğretilmektedir. İşte tesbih budur. Namaz demek değildir.

DİĞER YENİ YAZILAR