Tasavvufun doğrusu yanlışı-1

Süleyman Ablak adlı okurum yazdığı uzun e-mailde, tarikat üzerine soruları bir soruya verdiğim cevapta, tarikatın Kur'ân yolu olduğuna takılarak özetle diyor ki

Haberin Devamı

Mürşidin görevi insanları Allah'a yönlendirmektir
Süleyman Ablak adlı okurum yazdığı uzun e-mailde, tarikat üzerine soruları bir soruya verdiğim cevapta, tarikatın Kur'ân yolu olduğuna takılarak özetle diyor ki: "Gerçek olan, hak olan tarikatların zaten yaşamları şeriat değil mi? Onlar şeriatı garrayı anlatmıyorlar mı? Dinin yaşadıkları zamandaki anlayış ve kavrayış yeteneğine göre yorumlanması gereken meselelerini anlatmıyorlar mı?"

Güzel ama biz Kur'ân yolunda yürüyen, dini çarpıtmayan, kendilerini tanrılaştırmayan ünlü tasavvuf önderlerine saygısız bir ifadede bulunmadık ki. Elbette tasavvuf var, tarikat da var ama tasavvufun, Kur'ân çizgisinde olması gerekir. Bunun için tasavvufta bir usul vardır, dinin uzmanı olmayanlara tarikat mürşitliği verilmez. Dinin özü tevhit değil midir? Tevhit ne demek? Allah'ı bir bilmek ve hiçbir şeyi ne meleği, ne peygamberi, ne de herhangi bir kulu Allah'a ortak yapmamak, her şeyi yaratanın ve yapanın Allah olduğuna, Allah'ın her kula kendi hayat damarından daha yakın olduğuna, Allah ile kul arasında aracı bulunmadığına inanmak.

Gazali... Mevlana... Yunus..
Kendilerini Allah ile kul arasında aracı yapanlar, şeyhsiz Allah'a gidilmeyeceğini söyleyip müritlerinin cebinde resimlerini taşıtıp ona rabıta ettirenler acaba Kur'ân'ın getirdiği tevhit inancını mı anlatıyorlar? Mürşidin görevi Allah ile kul arasına girmek değil, insanları Allah'a yönlendirmek, doğruyu öğretmek, manevi yolda onlara rehber olmaktır. Peygamber'in de görevi budur zaten. Bu yolda olan tasavvuf önderleri yok mu? Var elbet. İşte Haris el-Muhasibi, işte Hakim-i Tirmizi, işte Cüneyd-i Bağdadi, işte İbrahim ibn Edhem, işte Gazali, işte Mevlana, Yunus...

Bunlar tasavvufu bilen, Kur'ân'ın ruhunu yaşayan aydın insanlar. Ama bugün tasavvufu vasıta yapıp saltanat kuranlar acaba ne derece, o bir lokma bir hırkayla yaşayan tasavvuf önderlerinin yolundadırlar? Asasındaki mücevher nerdeyse bir ülkeyi satın alacak değeri bulan Hristiyan kral papaları, ne derece dağlarda, ovalarda ot ve meyve yiyerek geçinen Hz. İsa'yı temsil ediyorlar? Okurum, "Tabii ki burada kastım gerçek mürşitlerdir" diyor. Öyleyse mesele yok. Bizim de o gerçek mürşitlere saygımız sonsuzdur.

Yarın: Çok sayıda uydurma rivayetler var.

DİĞER YENİ YAZILAR