Tasavvufta amaç sadece tek yaratanı düşünmektir

Haberin Devamı

* Dünden devam

Şeyh eğiticidir. O, Allah yolunda yürümek isteyen salike, yol esnasında karşılaşacağı engelleri nasıl aşabileceğini söyler, geçirdiği hal ve makamların derecesini bilir. O hal ve makamlarda ne yapması gerektiğini öğretir. Yani mana yolunda tecrübeli bir öğretmen ve eğitici olarak salikin elinden tutup ona yardım eder. Yoksa hâşâ kendisini tanrı yerine koyup müride, Allah’ı düşünme yerine kendisini hayal etmesini emretmez. İlk mutasavvıflar, rabıtada Allah’tan başka her şeyi yok bilerek tefekküre dalıyorlar ve fena (Allah’ta yok olma) mertebesine yükselmeye çalışıyorlardı. Asıl tasavvufta gaye, herhangi bir yaratığı değil, sadece tek yaratanı düşünmek ve gönülde O’ndan başka bir şey bırakmamaktır. İbadette başka bir varlığı, taparcasına, ondan medet umarcasına düşünmek Kur’ân’a göre şirktir. Peygamber’i sevmek, O’nun sünnetine uymak, kişiyi Allah’a ibadete, O’nu zikre götürür. O’na ibadet ve O’nu zikir esnasında artık O’ndan başka hiçbir şey düşünülmez. Gönülde sadece Hakk’ın adı, anısı ve sevgisi kalır. Böyle zikre devam eden kul, ilahi tecellilere erip kemal bulur.

Manevi eğitim esnasında şeyhi iki kaşı arasında düşünmek şeklinde bir rabıta İslâm’ın tevhidine uymamakla beraber insanın bir insanı üstün ben ve örnek olarak kabul etmesine, onu gönülden sevmesine engel değildir. Kişi annesini babasını, kardeşini, evladını çok sever, ondan ayrı kalmanın hasreti bağrını yakar. Bu şekildeki sevgi doğaldır ve tevhide de aykırı değildir. Çünkü bu sevgi insanın doğasında vardır. Ahzab Suresi’nin 6. ayetinde Hz. Peygamber’in, inananlara canlarından daha ileri olduğu vurgulanmaktadır. Hz. Peygamber’i öylesine sevmek tevhide aykırı değil, tam tersine tevhidin gereğidir. Müridin, Peygamber ahlakıyla huylanmış, sıfatlanmış, olgunlaşmış üstadını sevmesi, onu düşünmesi de tevhide aykırı değildir. Onu sevmesi ve düşünmesi, manen onunla yakınlık kurmasına ve onun huy ve meziyetlerinin kendisine de yansımasına neden olur. Bunda bir sakınca yok, tersine yarar vardır. Ama özellikle Allah’ı bırakıp da şeyh diye bir insanı kaşları arasında düşünmek, onu hâşâ tanrı yerine koymak anlamına gelir ki bu şirke yol açar.

DİĞER YENİ YAZILAR