"Kur'an'a göre Hz. İsa'nın Hayatı" adlı dizi yazımız nedeniyle okuyucum Yasemin Sultan'ın "Melâmetîler"le ilgili sorusunu yanıtlamaya ara vermek zorunda kalmıştım. Bugün tamamlıyorum.
Melâmetîlere göre ruhun zikri, zatı anmadır. Sırrın zikri, sıfatları anmadır. Kalbin nimetleri anması, sıfatların etkisini anmadır. Nefsin zikri, tehlikelere maruzdur. "Sırrın ruha ırhlâı (halini bilmesi)" sözleriyle Allah'ın zatında tam fâni olmaya işaret ederler. O vakit de heybet zikri, heybeti anımsatan sıfatlan anmaktır. Heybetin varlığını bilmek, benlikten bir kalıntı bulunması demektir ki bu, tam fena (yok olma) haline aykırıdır. Onun için ruhun zikrini sır da bilmeyecek, sâlik, bilincini Hakk'ın zatında kaybedecektir ki ruh Hakk'ta tam fena bulsun. İşte bu hal, ruhun gerçek zikridir (Avârifu'l-meârif: 71-72, 75).
Melâmetî düşünceye göre insan ruhunu kirleten en büyük etken, dünya tutkusu, halk nezdinde itibar ve mevki kazanmak için dalkavukluk, gösteriş, kibir ve gururdur.
Gazâlî'ye göre, melâmet, halkın gözünden düşmek için halkın hoşuna gitmeyen, kınanmasına yol açacak işler yapmaktır. Halk tarafından kınanmakla kabul lezzetinden ayrılır, reddedilmenin, itilmenin ezikliğine alışır, Yaratıcı'nın kabulüyle yetinir. Bu usul, melâmetiyye usulüdür. Onlar, halkın gözünden düşmek için görünürde çirkin işler yapmışlardır. Ancak muktedâ bih olan (kendisine uyulan) kimselerin böyle yapması caiz değildir. Çünkü bu davranış dinin itibarının sarsılmasına yol acar.
Kral yüz çevirmiş
Muktedâbih olmayan ise haram olan şeye yanaşmaz. Ancak halkın hoşlanmadığı mubah şeyleri yapabilir. Rivayete göre krallardan biri, zahidlerden birini meclisine almış, ona saygı göstermiş. Zahid, kralın kendisine itibar ve yakınlığını fark edince (itibar hırsından kurtulmak için) yemek ve bakla istemiş ve lokmaları büyük yaparak oburca yemeye başlamış. Kral onu böyle görünce gözünden düşürmüş ve ondan yüz çevirmiş. Zahid, "Seni benden çeviren Allah'a hamdolsun" demiş.
Kimi de halka şarap içiyor zannını verip onların gözünden düşmek için şarap rengi bardakla helâl içki içmiştir. Fakat fıkhen bunun da caiz olup olmadığı kuşkuludur. Ancak hal erbabı, kalplerinin düzelmesine yararlı görürlerse nefislerini, fakihlerin görüşlerine aykırı usullerle de tedavi ederler. Sonra kusur şeklinde görünen bu işlerini telafi ederler. Onlardan biri zühd ile meşhur olup halkın kendisine ikbalini ve itibarını görünce hamama girmiş, başkasının elbisesini giyip çıkmış, yolda durmuş, kendisini tanımışlar, yakalamışlar, dövmüşler, elbiseyi geri almışlar ve "Bu soyguncudur" deyip artık kendisine itibar etmemişler.
"Seni benden çeviren Allah'a hamdolsun"
Melâmetîlere göre ruhun zikri, zatı anmadır. Sırrın zikri, sıfatları anmadır. Kalbin nimetleri anması, sıfatların etkisini anmadır
Haberin Devamı

