'Senden önce de elçiler gönderdik'

Türbanla ilgili yazımda aslında şu mesajı vermek istemiştim: Örtünmenin temel nedeni toplumun örfüdür, öz din değildir

Haberin Devamı

Türbanla ilgili yazımda aslında şu mesajı vermek istemiştim: Örtünmenin temel nedeni toplumun örfüdür, öz din değildir. Bu uygulama öz din olsaydı, örtünmeyen kadın eksik sayılsaydı, Kur'ân cariyeye de örtünme emri getirirdi. Kur'ân'da örtünmeyi emreden ayette, "Peygamber'in hanımları, kızları, ve müminlerin eşleri" ifadesi geçer. Cariyeden söz edilmez. Cariyenin hükmü başkadır.

Ayrıca bilindiği gibi cariyenin zina cezası da Nisa 25'inci ayetin hükmüne göre hür kadının cezasının yarısıdır. Demek ki hukuk açısından hür kadınla cariye arasında ayrılık vardır. Bu ayrılık toplumun örfünden kaynaklanmaktadır. Allah böyle istemiş değil, toplumun benimsediği örfü bildirmiştir.

İşin aslı böyledir. "Bana göre şöyle olması gerekir" demek insanı bir yere götürmez. Bizim görevimiz Kur'ân'ın söylediğini katmadan, çıkarmadan insanlara açıklamaktır. Kimsenin beğenip beğenmemesi bizim için ölçü değildir. Biz olayları bilimsel ölçülerle objektif olarak açıklamaya çalışırız, ilim bunu gerektirir. Herhangi bir görüşü savunmuyoruz, sorunların fotoğrafını çekiyoruz.

Soru: Neden bütün Peygamberler Ortadoğu'dan ve Araplardan çıkmıştır?

Cevap: Bu soru, aslında çok bayatlamış, hatta mazur görülürse çağ dışı kalmış bir sorudur. Çünkü bu soru bana elli sene önce de sorulurdu. Evvela, bütün peygamberlerin Arabistan'dan, Araplardan çıktığını söyleyen kim? Kur'ân-ı Kerîm'de anılan peygamberler, Arap Yarımadası'nda yetişmişlerdir. Bunların da 2-3'ü hariç Arap değil, İsrailoğludur. Daha açık bir söylemle Yahudi'dir.

Öykülerden ibret almak
Kur'ân, muhataplarının az çok bilip duyduğu bu peygamber öykülerini, ibret için kısa veya uzun çizgilerle anlatır. Dünyanın başka yerinde peygamber gelmediğini söylemez. Tam tersine, "Millet içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir", "Her millete, kendilerinden, kendi dillerini konuşan bir elçi gönderilmiştir" der. Ama Araplara yabancı olan o peygamberlerden söz etmez. Çünkü insanlar ancak duydukları, yaşadıkları bölgede yaşamış olan büyüklerin öykülerinden ibret alır. Arapların o zaman Japonların, Amerikalıların varlığından bile haberleri yoktu. Oradaki peygamberlerden söz etmenin bir yararı olmazdı ki...

Ama Kur'ân, peygamberlerin, sadece Kur'ân'da anlatılanlardan ibaret olmadığını, onların sayısını Allah'tan başka kimsenin bilmediğini vurgulamıştır:

"Andolsun biz, senden önce de elçiler gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık, kimini de anlatmadık. Hiçbir elçi, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın emri geldiği zaman hak yerine getirilir ve işte o zaman (Allah'ın ayetlerini) boşa çıkarmaya uğraşanlar, hüsrana uğrarlar" (Mü'min: 78), "Daha önce sana anlattığımız elçilere ve sana anlatmadığımız elçilere de (vahyetmiştik). Ve Allah Musa'ya da konuşmuştu" (Nisa: 164).

Yarın: Tarihteki ilk yazılı yasalar

DİĞER YENİ YAZILAR