Soru: Hayatımızda tatlısıyla acısıyla birçok olaya şahit oluyoruz. Yaşadığımız tüm olaylar ibret alma ve kendimize gelmemiz için bir ilahi uyarıdır. Herşeyden ders almamız gerektiğine inananlardanım. Geçtiğimiz günlerde bir yakınımız, trafik kazası geçirdi. Anne baba kurtuldu ancak 4 yaşındaki kızları, 12 gün yaşam mücadelesi verdikten sonra hayatını kaybetti. Aile perişan oldu. Tabii ki takdir-i ilahidir. İsyan etmek haddimize değildir. Yüce Rabbimiz hepimizi bir sınavdan geçirmektedir. Allah bir anne babaya evlat acısı vermiştir. Bu olayın da mutlaka bir nedeni vardır. Rabbimiz bu acıyı hangi ilahi uyan nedeniyle vermiş olabilir? (Gürcan Yaşamgül)
Cevap: Bakara: 92/153-157. ayetlerde, inananlara sabır ve namazla yardım istemeleri yani moral bulup manen güçlenmeleri, Allah'ın sabredenlerle beraber olduğu vurgulanmaktadır. Şu hayat baştan başa sınavdan ibarettir. Allah insanı çeşitli biçimlerde sınar. Kul için uygun sınav ne ise kulun olgunlaşması için ne gerekiyorsa onunla sınar. Kuran şöyle buyurur: "Andolsun sizi korku, açlık, mallar(ınız)dan, canlar(ınız)dan ve ürünler(iniz)den eksiltmek gibi şeylerle deneriz, sabredenleri müjdele. Ki onlara bir bela eriştiği zaman, 'Biz Allah içiniz ve biz O'na döneceğiz' derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır" (Bakara: 155-157).
Ruhun olgunlaşması
Olaylar, sınavlar, çekilen acılar ruhun olgunlaşması için gereklidir. Ruh ıstırap çektikçe olgunlaşır, şairler büyük yapıtlarını acılı olayların ardından yazmışlardır. Demek acı, bir yandan da ruhu geliştirmekte, insana ilham kapılarını aralamaktadır. Sabır, etkileyici, üzücü bir olay karşısında kendine egemen olmak, kızgın davranışlara girmemek, dili şikâyetten, organları yanlış hareketlerden korumaktır. Sabır, zorluklara dayanmak, nefsi tutmak demektir. Sabır, felaket karşısında insanın hiç etkilenmemesi, üzülmemesi anlamına gelmez. Etkilenmek, üzülmek merhamet ve yufka yürekliliğin eseridir. Körü olan üzülmek değil, insanı Allah'a isyana sevk eden aşırı sızlanma, dövünmelerdir. Sabrın en makbulü, ilk şok anındaki sabırdır.
Müslim'in çıkardığı bir hadise göre nefse güç gelen fakat sevabı çok olan sabır, musibet ateşinin hücum ettiği zamanda yapılan sabırdır. Zira bu, kalbin gücünü ve sabır makamında sebatını gösterir. Ama musibetin ateşi soğuduktan, ilk şoku geçtikten sonra herkes sabreder. Bundan dolayı her akıllı, üç gün sonra bir ahmağın yapacağı işi ilk andan itibaren yapmalıdır. Hadislerde belirtildiğine göre insanın başına gelen üzücü olaylar ya günahlarının bağışlanmasına ya da manen derecesinin yükselmesine vesile olur. Onun için olaylara sabretmek lazımdır.
Emaneti geri almak
Hz. Ali, çocuğu ölen birini taziye ederken demiş ki: "Kader üzerinden geçti, sabredersen mecur olursun (sevap alırsın). Eğer sızlanırsan yine kader üzerinden geçmiştir (geri döndürmen mümkün değildir), üstelik günahkâr olursun." Gerçekten sızlanma ve yakınma, musibeti artırmaktan başka bir sonuç vermez. Allah'ın kazasına sabretmeyenin musibeti ikiye katlanır. Bir musibetin kendisi, bir de sızlanmada haddi aşarak günaha girmedir. Sızlanmak, yaka yırtmak, yüzünü dövmek, aşırı şikâyette bulunmak, tasa göstermek, normal kıyafetini değiştirip yas giysileri giymek ve benzen şeyler, istekle yapılanların sınırında bulunduğu için insanı sabır makamından çıkarır. Bundan dolayı böyle davranışlardan kaçınmalı, normal hayat geleneğini sürdürmeli, ölen canın, aslında Allah'ın, kendisine verdiği bir emaneti olup, vakti gelince o canı geri aldığını düşünerek teselli bulmalıdır. Ariflerden biri cebinde bir kağıt taşır ve her saat o kağıdı çıkarıp bakarmış. Kağıtta, "Rabbinin hükmüne sabret, sen bizim gözlerimizin önündesin" (Tür: 76/48) ayeti yazılıymış.
* YARIN: Kadere inanmak insan ruhunu olumlu etkiler
Sabır, zorluğa dayanmak ve tutmaktır
Bakara: 92/153-157. ayetlerde, inananlara sabır ve namazla yardım istemeleri yani moral bulup manen güçlenmeleri, Allah'ın sabredenlerle beraber olduğu vurgulanmaktadır. Şu hayat baştan başa sınavdan ibarettir
Haberin Devamı

