Okuyucum Bedii Ahsen'in sorusunun cevabını bugünkü yazımda tamamlıyorum
İmam Fahreddin-i Râzî, Enâm: 32 ve Muhammed: 36-37'nci ayetlerle ilgili açıklamasına şöyle devam ediyor: "Hep oyun, eğlence ve dış görünüşle uğraşanlar aldanırlar. İşlerin iç yüzünü düşünenler oyun ve eğlenceye dalmazlar. Gerçek hayaü düşünenler de dünyaya dalmazlar. Oyun ve eğlence çocuklara, cahil ve gafillere yaraşır. Olgunlar, oyun ve eğlenceden uzak kalır. Ancak işlerin içyüzünü düşünmeyen cahil ve gafiller dünya lezzetlerine dalarlar. Gerçeği araştıran hekimler, bu dünya lezzetlerinin hep aldanma olduğunu, gerçek olmadığını bilirler. Ahiret yurdu, korunanlar için daha hayırlıdır. Çünkü dünyanın hayırları iki şehvetin (ağız ve bel şehvetlerinin) doyumundan ibarettir. Bunların doyumu, aslında düşük bir şeydir.
Zira en adi hayvanlar bu hususta insanla ortaktırlar. Hatta hayvanlar bu konuda insandan daha ileridirler. Mesela deve insandan çok yer. Horoz ve serçe insandan daha çok cinsel ilişkide bulunur. Kurt parçalamada, akrep ısırmada daha güçlüdür. Eğer bu iki şehvetin doyumu, şeref kazandırsaydı, bunları daha fazla yapan, daha şerefli olurdu. O zaman bütün ömrünü yemekle ya da cinsel ilişkiyle geçiren insanın daha şerefli olması, övülmesi gerekirdi. Halbuki böyle olmadığı, herkesçe bilinmektedir. Tersine böyle insanlar hakir görülürler. Bundan dolayı insanlar bu gibi şeylerle övünmezler, bunları gizlerler. Akıllılar, cinsel ilişkiyi gizli yaparlar, herkesin içinde yapmazlar. İnsanlar birbirlerine kızdıkları zaman cinsel ilişkiyle ilgili sözlerle hakaret ederler. Bu, o ilişkinin çirkinliğinden dolayıdır.
Yeme, içme ve cinsel ilişki, acıyı gidermek (ihtiyacı karşılamak) içindir. Hal böyle olunca bu lezzetlerin bir hakikati yoktur. Bunlar arazdır, gelip geçici şeylerdir. Bütün bunlar, bu lezzetlerin düşüklüğünü gösterir. Ruhani mutluluklar ise süreklidir, yücedir. Bundan dolayı bir kimsenin kendini çok ilme verdiğini, bedensel lezzetlerden el çektiğini görünce insanlar ona saygı beslerler, hizmet ederler. Bütün bunlar ruhsal lezzetlerin yüceliğini gösterir." (Mefâtîhu'l-ğayb: 12/201)
İbadetler bireyseldir
Soru: 1986 yılında ölen babamın yerine önümüzdeki yıl bir vekili hacca göndermek istiyorum. Dinimizce bu mümkün mü?
Cevap: Bedel hac genellikle caiz görülmektedir. Ama gerçekte ibadetlerin bireysel olduğu prensibine aykırıdır. Kimse kimsenin yerine namaz kılamadığına, oruç tutamadığına göre hac da yapamaması gerekir. Ancak kişi, yaptığı haccın sevabını ölmüş bir kimseye bağışlayabilir, daha doğrusu onu anarak, onunla birlikte dua ederek onun ruhunun şad olmasına vesile olur.
Ruhani mutluluklar
Okuyucum Bedii Ahsen'in sorusunun cevabını bugünkü yazımda tamamlıyorum
Haberin Devamı

