Rızıkta eşitlik, maaşta denge

Bu yazıma, Nahl Suresi'nin 71. âyetiyle başlıyorum: "(Rızıkça) Üstün kılınanlar, ellerinin altında bulunanlara kendi rızıklarını verip de hepsi rızıkta eşit olmuyor."

Haberin Devamı

Bu yazıma, Nahl Suresi'nin 71. âyetiyle başlıyorum: "(Rızıkça) Üstün kılınanlar, ellerinin altında bulunanlara kendi rızıklarını verip de hepsi rızıkta eşit olmuyor."

Bu âyet, işverenlerin fazla mallarını emirleri altında çalışanlara verip, geçimde eşitlik sağlamalarını hedef gösterir. Çünkü herkesin havaya, suya, besine ihtiyacı aynıdır. Bütün insanların bağırsakları eşit uzunlukta, mideleri de aşağı yukan aynı büyüklüktedir. Her insanın alması gereken standart bir kalori miktarı vardır. İnsanlara bu dengeli biçimde verilmez, biri yer, biri bakarsa huzursuzluk olur. Yöneticiler buna dikkat etmeli. Çünkü bu, adaletin gereğidir. Ama nerede o adalet? Kamu kesiminde bu adaletsizlik daha çok göze çarpıyor. Genelde memurlar, maaşlarının azlığından şikâyet edip gösteri yapıyor. Sonuçta maaşlan bir miktar artıyor, ama öteki geniş kesim, olduğu yerde sayıyor. Bu, hakça bir uygulama değil. Bir kesime yapılan zam, ötekilere de yansıtılmalı. Sadece birine zam yapıp diğerlerine yapmamak, bu zammı alamayan büyük kamu personelini rahatsız eder. Bu, Türkiye'de kaç kez böyle olmuş, birliği sağlamak için çıkarılan personel kanunlarının ruhu da bozulmuş, tekrar kamu kesimi haksız bölünmelere uğramış, memurlar arasındaki mesafeler dengesiz biçimde açılmıştır. Yapılan zammın, işin yoğunluğuna ve riskine göre âdil biçimde verilmesi gerekir. Elbette yöneticinin işi ağır ama öğretim üyesinin de işi hafif değil. Günde sekiz saat çalışan bir büro memuru, bir bürokrat, bir veznedar, bağlı bulunduğu fakülteye arada sırada uğrayan öğretim üyesinden, bazı yöneticilerden ya da haftanın bir günü ders yapan vaizden az iş yapmaz.

Az çalışana iltimas geçmeyin
iyi bir elemanla az çalışan bir tutulursa çalışmayan da prim almış olur. Ben "(Rızıkça) Üstün kılınanlar, ellerinin altında bulunanlara kendi rızklarını verip de hepsi rızkta eşit olmuyorlar." âyetinde eşitliğinin gösterildiği kanısındayım. Yöneticilere şu âyetleri hatırlatıyorum:

"O (Allah)'m dînine yardım edenleri yer yüzünde iktidara getirdiğimiz takdirde (zorbaların yoluna sapmazlar, bil'akis) namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir (her şey sonunda O'na varacak, herkes yaptığından hesap verecektir)." (Hac: 41)

"Allah sizden, inanıp iyi işler yapanlara va'dermiştir: Onlardan öncekileri nasıl hükümran kıldıysa, onları da yeryüzünde hükümran kılacak ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine sağlamlaştıracak ve korkularının ardından kendilerini (tam) bir güvene erdirecektir. Bana kulluk edecekler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar. Ama kim(ler) bundan sonra da nankörlük ederse işte onlar, yoldan çıkanlardır." (Nur: 55)

DİĞER YENİ YAZILAR