Popülizm idealizmden yoksunluktur

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Bardakoğlu, Diyanet dergisinde, son zamanlarda televizyonlardan ve sinemalardan genç beyinlere esen popüler kültür fırtınasına değinerek, "Kuran'in lehv ve lağv, yani boş, beyhude, oyun ve eğlence olarak nitelendirdiği popüler kültür dalgaları, dindar kişiliğin sahih ölçüler içinde gelişiminin veya devamının belki de en önemli tehdidi olmaktadır" demiş ve bu gidişin, dine ve dindarlığa büyük tehdit oluşturduğunu belirtmiştir

Haberin Devamı

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Bardakoğlu, Diyanet dergisinde, son zamanlarda televizyonlardan ve sinemalardan genç beyinlere esen popüler kültür fırtınasına değinerek, "Kuran'in lehv ve lağv, yani boş, beyhude, oyun ve eğlence olarak nitelendirdiği popüler kültür dalgaları, dindar kişiliğin sahih ölçüler içinde gelişiminin veya devamının belki de en önemli tehdidi olmaktadır" demiş ve bu gidişin, dine ve dindarlığa büyük tehdit oluşturduğunu belirtmiştir.

Popüler kültür, esasında halk kültürü demektir. Kültürün iki temel kaynağı vardır. Biri din, diğeri örf dediğimiz gelenek. İslâm'ın temeli olan tevhit inancına ve Kuran'ın temel düşüncesine aykırı olmayan örfler yani gelenekler geçerlidir. Din bunları reddetmez. Ama Kuran'ın temel düşüncesine aykırı olan örf reddedilir. Televizyonlarda, sinemalarda sunulan kimi filmler ve diziler insanları, özellikle gençleri özentiye, bencilliğe, sadece fiziksel dürtüleri tatmine, gününü gün etme eğilimine yönlendirmektedir. İnsanı manevi âlemlere çeken güzelim Türk musikisinin yerini alan pop müziğinde manevi esinti sezilmiyor.

Gösterişe yönlendirir
Sanatçı edasıyla ekranlarda boy gösteren kimileri, sesleriyle ve sanatlarıyla değil bedensel hareketleriyle etki bırakmak istiyorlar. Nerede o Türk musikisinin, ruhu sanp manevi âlemlere, üstün düşüncelere götüren lahuti etkisi, nerede pop müziğinin acayip çığlıkları?! Popüler kültür denilen şey, insanları özentiye, daha güzel görünmeye, gösterişe yönlendirir. Bunun için para lazım. Düğünlerde dolarları havada uçuranlar, acaba bu parayı nasıl kazandılar? Göz nuru, alın teriyle kazansalardı böyle havalarda uçuramazlardı.

Belki orta halli bir memurun ömür boyu yapamayacağı harcamayı bir gecede harcayanlar var. Bu akım, toplumu tüketici hale getiriyor. Lüks otomobillere binmek, önüne geçilmez tutku oluyor. Oruç tutmadığı halde görkemli iftar çadırları kuranlar var. Yani Yaratan'ın değil, yaratılanların beğenisini kazanma çabalan. Vücudunun çeşitli yerlerine acayip dövme şekilleri yaptıranlar, göbeğinin kenarına, burnunun kanadına, kulağının üstüne küpe taktıranlar, kış günü göbeğini açıkta bırakan genç kızlar, hatta süs için boynunda haç taşıyan Müslüman çocukları!

Yarın: Mustafa Kemal gibi, Fatih Sultan gibi olmaya çalış.

DİĞER YENİ YAZILAR