Peygamberimizin kıldırdığı namaz sayısı beştir

Öğle ve ikindi namazları Resulullah'ın uygulamasına dayanır ama o, Allah'ın Elçisi'dir. O, bu namazları yalnız başına kılmış olsaydı nafile derdik ve kılmakla yükümlü bulunmazdık

Haberin Devamı

Soru: Yazılarınızda belirttiğiniz üzere Kuran'da bize emredilen, kılmakla yükümlü olduğumuz namaz vakitleri 3 ise öğle ve ikindi namazlarını nasıl anlamalıyız? Nafile olarak mı, yoksa başka bir şey mi? Bize getirdiği yükümlülüğü nedir? Eğer kılmasak Allah katındaki sorumluluğumuz nedir? Kuran'in bize bildirdiği rekât sayısı 2, dolayısıyla öğle ve ikindi namazlarındaki rekâtların tümünde, akşamın 3'üncü rekâtında ve yatsının son iki rekâtında sureleri sessiz okumamızdaki amaç, bu 2 rekâttan fazlalarının Resulullah'ın içtihadı olduğunu belirtmek için olabilir mi? Yani sesli okuduklarımız Allah'ın bize yükümlülükleri, sessiz okuduklarımız ise Resulullah'ın içtihadı mıdır? (Fatih Erden)

Cevap: Öğle ve ikindi namazları Resulullah'ın uygulamasına dayanır ama o, Allah'ın Elçisi'dir. O, bu namazları yalnız başına kılmış olsaydı nafile derdik ve kılmakla yükümlü bulunmazdık. Ama madem ki bunları sürekli cemaatle kıldırmıştır, demek ki gönlüne gelen ilham ile ilahi düşünce gereği olarak böyle yapmıştır. Ona gelen vahiylerden ayrı olarak ilhamlar da vardır. Onun dini nitelikteki emir ve uygulamaları da bizim için gereklidir, yükümlülüktür. Ancak bunların sağlam yolla bize gelmiş olması gerekir ki, öğle ve ikindi namazları hakkındaki uygulaması, bunlan cemaatle kıldırmış olması bize tevatürle gelmiştir. Artık bunların kılınması farzdır. Ancak Resulullah bazen birleştirerek kıldırmış olduğundan bunlan takdim veya tehir cemiyle kılmak yani ikisini birlikte kılmak caizdir. Nitekim Peygamber ailesi yani Ehl-i Beyt imamları böyle yapmışlardır. Ben namaz üçtür demedim, Kuran'da anılan namaz vakitleri üçtür dedim. Yoksa Peygamberimizin kıldırdığı namaz sayısı beştir. Kendi içtihadına dayanan namazlarda birleştirmek mümkündür ama Kuran'ın emri olan namazlar birleştirilmez. Yani sabahla akşam veya akşamla sabah namazı birleştirilmez.

Açıktan okuma meselesi de tam sizin anladığınız gibidir. Peygamber Aleyhisselam, kendi içtihadıyla veya gönlüne gelen ilhamla kıldırdığı namazlarda gizli okumuştur. Ama Kuran'ın emri olan namazlarda ve rekâtlarda açık okumuştur. İnsanlar bir kere ön yargılardan kurtulup kendilerine sunduğumuz arı duru Kuran dinini ve düşüncesini anlasalar çok güzel olacak, din katmalardan arınıp sadeliğine kavuşacak.

Kuran'da anlaşılmayan hiçbir ayet yoktur
Soru: Al-i İmran Suresi 7'nci ayetine göre, Kuran'da muhkem ve müteşabih olmak üzere iki türlü ayet var ancak Kuran bu ayetlerin hangisinin muhkem, hangisinin müteşabih olduğunu belirtmiyor. Biz bunlan nasıl tefrik edebiliriz? (Orhan Erenler)

Cevap: Muhkem, sağlam, anlamı açık demektir. Bu bakımdan Kuran'ın tamamı muhkemdir. Çünkü Kuran'da anlaşılmayacak bir ayet yoktur. Öyle görünenler varsa onları aslında insanlar yorumlarıyla zorlaştırmaktadırlar. Yoksa ayetlerin dil itibariyle anlamları gayet net ve açıktır. Bazı sure başlarında bulunan harfler müteşabih gibi görünür ise de aslında bunlar ayet değil, harftir. Konuya dikkati çekmek için uyarı harfleridir. Hiçbir dilde harflerin manası olmaz. Zümer Suresi'nin 23'üncü ayetinde geçen müteşabih kelimesi ise "sözlerin en güzeli olan" Kuran ayetlerinin güzellikte, açıklıkta birbirine benzer olduğunu ifade etmektedir. İki söz bazı bakımlardan birbirine o kadar benzer ki, âdeta fark edilemez olur.

Al-i İmran Suresi'nin 7'nci ayetindeki müteşabih sözüyle, kitabın, temsil yoluyla anlatımında kapalılık bulunan bazı ayetlerinin kasti olarak peşine düşen, onlan istedikleri biçimde yorumlayarak çarpıtmaya çalışan din uzmanları kınanmaktadır. Şunu iyi bilmeliyiz ki söz konumuz olan o ayette kastedilen kitap, Kuran değil, Tevrat'tır. Oradaki müteşabih (anlamında kapalılık bulunan) ayetler de asla Kuran ayetleri değil, Kuran öncesi kitabın ayetleridir. Hz. Peygamber döneminde hiç kimse Kuran ayetlerini istediği gibi yorumlamaya kalkmamıştır. Onun için bu ayetin muhatabı, saadet asrının Müslümanları değil, yorumlanyla kitabın özünü bozan kitap ehli din bilginleridir.

DİĞER YENİ YAZILAR