Peygamberimiz müzayedeyi uygulamıştır

Normal alışverişte, biri bir malı almak üzere pazarlık yaparken araya girilmez. Şayet o kişi vazgeçerse başka biri, mala talip olabilir. Ama müzayede bunun dışındadır. Çünkü müzayede, bir malı bir cemaate sunmak, içlerinden en yüksek fiyatı verene satmaktır

Haberin Devamı

Soru: Geçen yıl Ramazan'ın son günlerinde Almanya'da Gelsenkirchen şehrindeki bir camide, kadın cemaatten birisinin yaptığı işlemeli bir örtü, camiye yardım toplamak gayesiyle açık artırmayla satıldı. Bunu izlemek bana çok zor geldi. Ama biraz sonra teravih kılacağımız için oturduğum yeri terk edemedim. Benim bildiğim, caminin böyle işlerin yeri olmadığıdır. İslâm'da "pazarlık yapılırken pazarlık yapılmaz" prensibi var. Eğer birisi bir fiyat vermişse mal sahibinin cevabı beklenir. O kişiyle pazarlık kapandıktan sonra bir diğeriyle başlar. Aksi halde nefisleri mahmuzlarcasına yapılan bu tür bir iş, insan nefsine zulüm olur. Bu konuda sizin düşünceniz nedir? (Kays Mutlu)

Cevap: Normal alışverişte, biri bir malı almak üzere pazarlık yaparken araya girilmez. Şayet o kişi vazgeçerse başka biri, mala talip olabilir. Ama müzayede bunun dışındadır. Çünkü müzayede, bir malı bir cemaate sunmak, içlerinden en yüksek fiyatı verene satmaktır. Peygamberimiz bunu bizzat uygulamıştır. Şöyle ki: Dilenmekte olan Ensârlı bir adam, Allah'ın Elçisi'ne geldi. Allah'ın Elçisi ona:

- Evinde bir şeyin var mı?

Adam:

- Bir bölümünü üstümüze giydiğimiz, bir bölümünü de yere serdiğimiz bir parça bezimiz var. Bir de su içtiğimiz bir bardağımız var.

Adama onları getirmesini emreden Allah'ın Elçisi cemaate:

- Şu ikisini kim satın alır?

Bir adam:

- Ben onları bir dirheme alırım.

Allah'ın Elçisi, iki üç kez:

- Daha fazla veren yok mu?

Bir adam:

- Ben onları iki dirheme alırım.

Allah'ın Elçisi, iki dirheme sattığı eşyanın
parasını dilenen Ensârlıya verirken şöyle der:

- Bu paranın bir dirhemiyle yiyecek al, ailene götür. Diğeriyle de bir balta al, bana getir.

Adam, peygamberimizin dediği gibi yaptı. Baltayı alan Allah'ın Elçisi, kendi eliyle baltaya bir sap takıp Ensârlıya verdi:

- Git, odunculuk yap. Seni on beş gün buralarda görmeyeyim.

Odun toplayıp satmaya başlayan adam, on dirhem kazanmış olarak Allah'ın Elçisi'ne geldi. Allah'ın Elçisi ona şöyle dedi:

- Bunun bir kısmıyla yiyecek, bir kısmıyla da giyecek al. Bu, senin için yüzünde dilencilik lekesi olduğu halde kıyamete gelmenden daha iyidir. Ancak şiddetli yoksulluk, ağır borç, ya da zorunlu diyet durumu olmadıkça dilenmek uygun değildir (Müslim, Ticârât: 25).

DİĞER YENİ YAZILAR