Önceki gün VATAN Gazetesi'nde kurbanla ilgili beyanatım, herhalde yanılgı sonucu eksik ve yanlış yansıtılmıştır. Ben kesinlikle, "İmamlar deri toplamak için halkı kurbana teşvik ediyorlar" şeklinde bir ifade kullanmadım. Deriyi imamlar değil, başta Türk Hava Kurumu olmak üzere bazı dernekler toplar. Bana ait olmayan bu talihsiz ifadeden dolayı imam kardeşlerimden özür dilerim. Benim bu konudaki düşüncelerim zaten biliniyor. Bunu tekrarlayalım:
Sayın Diyanet işleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu, Kanal 7'de yaptığı bir konuşmada kurbanın sünnet olduğunu söyledi. Onun bu konuşması tartışma doğurmuş olmalı ki 19 Ocak akşamı sayın Ahmet Hakan Coşkun, beni haber bültenine konuk edip bu konuya açıklık getirmemi istedi. Orada açıkladığım sorunu, sütunlara yansıtmakta da fayda vardır. Kurban ibadeti, Hz. İbrahim'den kalma sünnettir.
Peygamberimiz, "Bu kesilen kurbanlar, atanız ibrahim'in sünnetidir" buyurmuştur. Farz, Allah'ın kesin buyruğudur.
İmam-ı A'zam'a göre
Vacib, kesinliği kuşkulu emirdir. Sünnet ise Hz. Peygamber'in kendiliğinden yaptığı ibadet ve adetlerdir. Kurbanın farz olduğunu söyleyen yoktur. Ancak Hanefilerden bir kısmına göre kurban, farzın altında bir derece olan vaciptir. Fakat bu konuda Hanefıler arasında da bir oybirliği yoktur. Mesela Hanefî mezhebinin lideri İmam-ı A'zam'a göre kurban, yolcu olmayan zengin için kifaye olarak müekked (kuvvetli) sünnettir. Diğer bütün mezheplere göre yani İslâm bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre kurban sünnettir.
Çünkü hac dışında, kurban kesmeyi emreden bir ayet yoktur. Ancak Hac Suresi'nde, kurbanlık için hazırlanmış develer üzerine Allah'ın adı anılarak kurban edilmesi emredilmektedir ama bu, hacılar hakkındadır, hacda olmayanlar hakkında değildir.
Kesin bir kanıt yok
Bir de Kevser Suresi, kurbana delil gösterilir. Bu suredeki venhar emrinin, kurban kes anlamına geldiği hakkında kesin kanıt yoktur. Çünkü nahr, boğaz çukuru demektir. Venhar kelimesi, "boğazla" anlamına gelebileceği gibi namazda ellerini boğaz hizasına kadar kaldırıp tekbir al yahut ellerini göğsünün üstünde birbiri üzerine koyup bağla anlamına da gelir.
Surenin anlamı: "Biz sana Kevseri (çok hayır, iyilik, bolluk, bereket, ilim, irfan verdik. Sana çok ihsanda bulunduk) verdik. Bundan dolayı Rabbin için namaz kıl, nahr et." Nahr et, kelimesinde, "Ellerini göğsünün üstünde bağlayıp Rabbine kulluğunu arz et" manası yanında, "Rabbin için kurban kes" anlamı da muhtemeldir. Ancak namazla ilgili bir bağlamda bulunması dolayısıyla birinci anlam daha güçlüdür. Hz. Ali de ayeti, "Ellerini göğsünün üstünde bağla" şeklinde açıklamıştır.
* Bu konuya yarın da devam edeceğim.
Özür dilerim
Önceki gün VATAN Gazetesi'nde kurbanla ilgili beyanatım, herhalde yanılgı sonucu eksik ve yanlış yansıtılmıştır.
Haberin Devamı

