Ağacın ve ormanın yalnız insanlara değil, tüm canlılara pek çok yararı vardır, işte bu yararlarından dolayı sevgili Peygamberimiz, "Kıyametin koptuğunu dahi görseniz, imkânınız varsa elinizdeki fidanı yere dikiniz" diye emretmiş, dünyayı onarmamızı, ağaçlandırmak suretiyle doğayı güzelleştirmemizi bizden istemiştir. Burada ağaç dikmeye, kanallar açıp su akıtmaya teşvik vardır. Ta ki dünya, son dakikasına kadar mamur (bayındır) kalsın. Nasıl senden öncekiler diktiler, sen onların diktiğinden faydalandınsa, sen de dik ki senden sonra gelecek kuşaklar da faydalansın.
Keşşafta şöyle bir öykü anlatılır: Eski Fars kralları, halka zulmetmekle beraber su kanalları açmaya, ağaç dikmeye çok önem verirlerdi. Onların peygamberlerinden biri, bu padişahların neden böyle dünyayı onardıklarını Allah'tan sordu. Yüce Allah ona şöyle vahyetti: "Onlar ülkelerini imar ettiler ki, orada kullarım yaşasın."
Şair şöyle demiş: Kendisinden istifade edilmeyen, dünyada bir eser bırakmayan kimseye adam denmez.
"Hzinemizi bitirecek"
İran Şahı Kisra bir gün ava çıkmış, ihtiyar bir adamın zeytin ağacı diktiğini görmüş. Yanında durup sormuş:
- İhtiyar, senin yaşın geçmiş. Bu zeytin ancak otuz yıl sonra meyve verir. O halde niçin dikiyorsun?
İhtiyar cevap vermiş :
- Şahım, bizden öncekiler diktiler, biz yedik. Biz de dikeriz ki bizden sonrakiler yesinler.
Kisra "dih" demiş. Dih, "ver" demektir. Kral böyle söyleyince o kimseye bin dinar verilirmiş, ihtiyar demiş ki :
- Şahım, zeytin ağacı otuz yılda meyve verir ama benim zeytinim dikildiği anda meyvesini verdi.
Kisra yine "dih" demiş. Adama bin dinar daha verilmiş, ihtiyar:
- Şahım, zeytin ağacı yılda bir kez meyve verir. Benimki bir anda iki kez meyve verdi.
Kisra yine "dih" demiş. Adama yine bin dinar verilmiş. Bu arada seyis atla birlikte şahın yanına gelmiş ve "Gidelim şahım, yoksa bu adam hazinemizi tamamen tüketecek" demiş.
Ağaçlara dokunmayın
Aziz kardeşlerim, bu hikâyeden ibret alınacak şeyler vardır. Bizden öncekiler bu yurdu bize kazandırdıkları zaman her taraf ormanlarla kaplıydı. Bugün bizim saldırımızdan kaçan ormanlar, dağların tepelerine çekilmiştir. Ormansız ülke fakirdir. Ormanın ağacını izinsiz olarak kesen, hele hele kasten yakan, bu memlekete çok büyük kötülük etmiş olur.
"Yaş kesen baş onmaz" demiş atalarımız. Masum ağaçlara dokunmayınız, ormanı kendi malınız gibi koruyunuz, hayvanlarınızı küçük ağaçların içine salmayınız. Bir ağaç ancak otuz kırk yılda yetişir. Ama bir keçi birkaç saniyede pek çok fidanı tahrip eder. Bir kıvılcım, bir izmarit yüzlerce hektar ormanı bir anda küle çevirir.
Dikeceğiniz ağaçların çiçekleri, yapraklan Allah'ı tespih ederler. Onlar Allah'ı tespih ettikçe sizin de ruhunuz bundan faydalanır. Onların meyvesinden, gölgesinden Allah'ın yaratıkları istifade ettikçe, sizin amel defterinize sevap yazılır. Yukarıda geçen hadiste gördüğünüz gibi Peygamberimiz, dikilen ağaçların, insan için ta kıyamete dek sadaka olacağını haber vermiştir. Bir ağaç diken, kendisinden sonra Allah'a sürekli olarak ibadet eden bir varlık bırakmış olur. Kafası bunalan, fikri yorulan insanın, çalışmaktan bunalan köylünün, yürümekten halsiz düşen yolcunun rahat edeceği yer, bir ağaç gölgesidir. Böyle bir gölgelik bırakan için "Allah rahmet etsin" derler. Siz de böyle bir gölgelik bırakınız ki sizin de ruhunuza rahmet okusunlar.
YARIN: Halkımızı ağaç dikmeye teşvik edelim
Ormanı kendi malınız gibi korumalısınız
Dünden devam Ağacın ve ormanın yalnız insanlara değil, tüm canlılara pek çok yararı vardır, işte bu yararlarından dolayı sevgili Peygamberimiz, "Kıyametin koptuğunu dahi görseniz, imkânınız varsa elinizdeki fidanı yere dikiniz" diye emretmiş...
Haberin Devamı

