Önyargıların dinleştirilmesi

Haberin Devamı

SORU: 5-6 yıldır düzenli olarak Kur’ân okuyorum ve böylece gerçek dinimizi tanıyor ve her okuyuşumda farklı şeyler hissediyorum. Size yaşadığım bir iki olayı aktarayım: Bir gün camide namazımı kıldım. 60 yaşlarında bir bey yanıma gelerek, “Senin namazın kabul olmaz. Sen ayaklarını üst üste koyuyorsun” dedi. Bir başka gün havaalanının mescidinde kıldığım nazandan sonra bir bey bana yaklaşarak, “Parmağında altın yüzük (alyans) var. Onu takma, haram” dedi. Bir başka zamanda ise camiden çıkışta biri, “Sen Hanefi misin?” diye sordu. “Ben öyle şeyler bilmiyorum Kur’ân’da ne yazıyorsa onlara uymaya çalışıyorum. Hanefi değil ama hanifim” diye cevap verdim. Biraz hiddetlenerek, “Kırmızı giymişsin, giyme” dedi. Ben “Kur’ân’da böyle bir şey yok” deyince daha da öfkelenerek, “Bilmediklerinizi bir bilene sorun” ayetini dile getirdi. “Ben biliyorum. Bırakın dinimizi rahatça yaşayalım” dedim ve uzaklaştım. Dinimizin gereksiz şekillerle alakası olmadığını Kur’ân okudukça anladım. (Eray Akbaş)

CEVAP: Sen doğrusunu yapıyorsun. Gönlünden geldiği şekilde dininin gereklerini yaşamaya çalış. O önyargılarla şartlanmış insanları değiştirmek kolay değil. Onlar öyle öğrenmiş ve kulaktan dolma bilgilerle yuğrulmuş, şekillere boğulmuşlardır. Namazda esas olan ayakların şöyle veya böyle olması değil, dinde insanın Hanefi veya Şafii olması değil, ruhunun, gönlünün Allah’a bağlanmasıdır.

*****

Ne desek fayda yok!

SORU: Televizyon yayınlarında hadislerde bu kadar ısrar edilmesi, İslâmiyet’ten farklı bir inanç tarzının varlığını empoze etmek gibi geliyor bana. Doğru olabilir mi?

CEVAP: Görüşlerinizde isabet var ama ne diyeceksin. Maalesef Abbasilerden itibaren çelişkili rivayetler Kur’ân’ın üstüne çıkarılmıştır. Akıl ve mantık dışı şeyler bu suretle dinleşmiş, gerçek tevhit dini çarpıtılmış, bozulmuştur. Bunda o dalda uzmanlaşmış kişilerin payı büyüktür. Öyle ya emek verdikleri alanın işe yaraması gerekir. Herkes kendi uzmanlık alanının en yararlı, en gerekli olduğuna inanır. İşte mesele burada. Çıkar, şöhret, işe yarama ve dar görüşlülük. Ne desek fayda etmez.

DİĞER YENİ YAZILAR