Ön yargı gönül gözünü kapatır

Hiç yer yüzünde gezmediler mi ki (kendilerinden önce mahvolanların yerlerini görsünler de) düşünecekleri kalpleri, işitecekleri kulaklan olsun (akılları başlarına gelsin, hak sözünü işitsinler)

Haberin Devamı

Hiç yer yüzünde gezmediler mi ki (kendilerinden önce mahvolanların yerlerini görsünler de) düşünecekleri kalpleri, işitecekleri kulaklan olsun (akılları başlarına gelsin, hak sözünü işitsinler). Zira gözler kör olmaz (çünkü gözlerin körlüğü, geçici bir görme yetersizliğidir) fakat (asıl) göğüslerdeki kalpler (gönüller) kör olur" (Hac: 46).

Bu ayette gelip geçtikleri yol üzerinde harap olmuş, ıssız kalmış kentleri görüp de ibret almayanların gözlerinin değil fakat gönül gözlerinin kör olduğu, yani düşünce kabiliyetlerinin dumura uğradığı, bunun için ibret almadıklan, kınama maksadıyla ifade edilmektedir. Göz körlüğü geçicidir. Asıl göz, gerçekleri gören basiret, gönül gözüdür.

Ön yargı gönül gözünü kapatır, insanın gerçekleri görüp anlamasına engel olur. İşte burada gerçekleri görmeyen bu insan, ahirette de kör olur. Gerçek körlük budur! Bu tür insanların yeri cehennemdir. "İnkâr edenler, 'Kur'ân, ona bir defada indirilmeli değil miydi?' dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk" (Furkan: 32) ayetinde, "Kur'ân neden bir defada, bir kitap halinde indirilmiyor?" diyenlere cevap olarak Kur'ân'ın, parça parça indirilmesinin hikmeti açıklanıyor. Hz. Muhammed'in gönlü güçlendirilsin ve bellenmesi de kolay olsun diye Kur'ân azar azar indirilmiştir.

Hz. Muhammed, peygamberlik hayatı boyunca çok sıkıntılarla, düşmanlıklarla, alaylarla karşılaşıyor. Bütün bu olaylar kendisini olduğu kadar ashabını da üzüyordu. İşte böyle olayların ardından ayetler indikçe kendisinin morali düzeliyor, teselli buluyordu.

Kur'ân'da toplumun sosyal yapısında devrimler yapan hükümler vardır. Bunlar birden bire inseydi, uygulanması güç olurdu. Bundan dolayı da bu hükümler zamanı geldikçe indirilmiştir. "Onu bir Kur'ân olarak (ayet ayet) ayırdık, ki onu insanlara dura dura okuyasın ve onu parça parça indirdik" ayetinde de Kur'ân'ın halka yavaş yavaş anlatılması, hükümlerinin tedricen uygulanması için parça parça, ayet ayet indirildiği belirtilmiştir.

Rivayetlere göre Araplar Kur'ân'ın, neden daha önce inen Tevrat ve İncil gibi bir kitap halinde inmediğini söylemişler, bu ayetler onlara cevap olarak inmiştir. Herhalde Araplar, Yahudi ve Hıristiyanlardan, Tevrat, Zebur ve İncil'in bir kitap halinde indiğini duymuşlar, Kur'ân'ın da böyle parça parça vahyedildiğini görünce, "Eğer Allah sözü olsa onun da öteki kitaplar gibi gökten bir kitap halinde inmesi gerekir. Bu, Tann sözü değil, Muhammed'in kendi sözleridir" demişlerdir.

(YARIN: Necm: 12)

DİĞER YENİ YAZILAR