Ölüm ruhun özgürlüğe kavuşmasıdır

Ölüm, korkulacak bir şey değil. Beden kafesindeki ruhun özgürlüğe kavuşmasıdır. Hiç kimse ölümden kaçamaz. Korkmak yerine, ölümün bir yok olma değil, daha güzel, daha huzurlu ve mutlu bir hayatın eşiğine adım atma olduğuna inanır ve o hayatta mutlu olabilmek için ruhunuzun vasıflarını, yeteneklerini geliştirmeğe çalışırsanız, hem dünyada huzura kavuşur, hem de bundan sonraki hayatın engin saadetine erersiniz

Haberin Devamı

Soru: Süleyman Bey, 2003 yılının Eylül ayında annem yüksek tansiyondan hastaneye yattı. O hastanedeyken eniştem kalp krizinden vefat etti. Eniştemin ölümü beni çok sarstı. Uykularım kaçtı. Ölümden çok korkar oldum. Benim de moralim bozuldu, tansiyonum yükseldi. Psikiyatriste gittim, verilen haplar sonucunda tansiyonum düzeldi ama moralim düzelmedi. Gazali'nin Kıyamet ve Ahiret kitabını okudum. Korkum daha da arttı. Ölümün ne kadar acı veren bir şey olduğunu yazıyordu. Sevdiklerimi kaybetmekten ve öldükten sonra çekilecek çilelerden korkuyorum. Bu konuda bana bir şeyler söylerseniz çok mutlu olurum.

Cevap: Ölüm, korkulacak bir şey değil. Beden kafesindeki ruhun özgürlüğe kavuşmasıdır. Hiç kimse ölümden kaçamaz. Korkmak yerine, ölümün bir yok olma değil, daha güzel, daha huzurlu ve mutlu bir hayatın eşiğine adım atma olduğuna inanır ve o hayatta mutlu olabilmek için ruhunuzun vasıflarını, yeteneklerini geliştirmeğe çalışırsanız, hem dünyada huzura kavuşur, hem de bundan sonraki hayatın engin saadetine erersiniz. Peygamberimiz, kabrin, ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut cehennem çukurlarından bir çukur olduğunu buyurmuştur. Aslında kabre giren ruh değil, bedendir. Topraktan gelmiş olan beden yine aslına dönecek, çürüyüp toprak olacaktır. Allah'tan gelen ruh da yine O'na dönecektir. "Ve ileyhi turca'ûn: O'na döneceksiniz!" Allah'a dönmek, bütün güzelliklerin kaynağına dönmek korkulacak bir şey midir? Korkmayın, güzel düşünün; güzel şeyler yapın. Ölümden sonra iyilerin arasına katılacak, en büyük huzura ereceksiniz.

Fecr Suresi'nin: 27-30'ncu âyetlerinde, inanç sahibi güzel huylu insanların, mutlu sonları anlatılmaktadır:

Dünyâda Allah'a kesin inanıp güzel eylemlerle itmi'nâna, (gönül huzuruna, istikrara) ermiş cana, nezaketle hitâbedilir: "Ey mutmain olmuş can, razı ve marzî olarak (sen Rabbini razı etmiş ve Rabbin tarafından da razı edilmiş olarak) Rabbine dön, kullarım arasına katıl, cennetime gir!" denilir. Kâinatın pâdişâhı Allah'ın, nâçiz kula bu hitabı, hiçbir nimet ile kıyaslanamayacak derecede yüksek bir lütuf ve nimettir.

Fecr Suresi'ndeki bu âyetlerin çizdiği tablo, bundan önceki âyetlerin çizdiği tablonun tam karşıtıdır. Ve buradaki insanların karakteri, oradakinin zıttıdır. Oradaki insan kararsız, huzursuz, nimete sevinir, başına darlık gelince sıkılır, mala düşkün, egoist iken buradaki insan Allah'a iman ve tevekkül ile gönül huzuruna ermiş, istikrar bulmuştur. Ne dünyâ nimetleriyle övünür, kibreder, ne de sıkıntıya düşünce sızlanır, bunalır. Daima içi huzurludur. Allah'a dayanır, herşeyi Allah'tan bilir, Allah'ın yaptığına razı olur.

DİĞER YENİ YAZILAR