Olgun insan, tüm âlemlerin özetidir

4- Dördüncü mertebe, mutlak şühud mertebesidir ki buna şahadet âlemi, mülk âlemi, nâsut (insanlık) âlemi, his âlemi (duyular), unsurlar (elementler) âlemi, felekler âlemi, yıldızlar âlemi denir

Haberin Devamı

Dünden devam
4- Dördüncü mertebe, mutlak şühud mertebesidir ki buna şahadet âlemi, mülk âlemi, nâsut (insanlık) âlemi, his âlemi (duyular), unsurlar (elementler) âlemi, felekler âlemi, yıldızlar âlemi denir. Şahadet (görünenler) âleminden başka âlemlere gayb (gizlilik) âlemi de, emir âlemi de denir. Böylece başlıca iki âlem olmaktadır: a- Gayb âlemi, b- Şahadet âlemi.

Bu dört âlem, dört deniz gibidir. Birinci denizin dalgalanmasından ceberut âlemi meydana gelmiştir ki, buna izafî ruh da denir. Ceberut âleminin dalgalanmasından melekût âlemi meydana gelmiştir. Melekût denizinin dalgalanmasından mülk âlemi meydana gelmiştir. Dalgalanmaktan maksat, zati iktiza (gereklilik) ve zati arzudur.

Bunların hepsi bir anda olmuştur. Nitekim, "Bizim işimiz bir göz açıp yumuncaya kadar yahut daha çabuktur" (Kamer Suresi: 50) buyurulmuştur. Bunların hepsi bir tek nurdur. Değişimle türlü görünür. "Her gün O, başka bir şandadır" (Rahman Suresi: 29) ayeti gereğince Zat'tan meydana gelir ve Zat'a gider. "Başlangıç O'ndandır ve dönüş O'nadır" (İsmail Hakkı, Lubbu'1-lubb, s. 11-12; İzmirli İsmail Hakkı, Yeni İlm-i Kelâm, ikinci kitab. s. 182, İstanbul, 1340-1343).

5- Beşinci mertebe, bunların hepsini kendinde toplayan insan-ı kâmil mertebesidir. Önceki dört âlem, Allah'ın İsm-i A'zamı'dır. Bunların tamamı, Allah'ın zatini gösterir. Bu âlemlerin tamamı, insanda da vardır. O halde insan-ı kâmil (tam olgun insan), bütün âlemlerin özetidir. Nasıl İsm-i A'zam, Allah'ın bütün isimlerini kendinde toplamışsa, insan-ı kâmil de bütün âlemleri kendinde toplamıştır. Hz. Ali, "Sen kendini küçük bir cisim sanıyorsun. Oysa sende büyük bir âlem toplanmıştır" (Lubbu'1-Lubb, s. 13) demiştir.

"Baş örtüsü gelenek mi?"
Soru: Müslüman bayanlar için baş örtüsü ya da türban farz derecesinde zorunlu mudur? Yoksa bunları kullanmak bir gelenek midir?

Cevap: Başın saç kısmını ve göğsü kapatmak Kur'ân'ın buyruğudur. Kur'ân'ın buyruğu ise farzdır. Ama dinin bu hükmünü uygulamak şahısların vicdanına kalmıştır. Dileyen inancı gereği kapatır. Dileyen kapatmaz. Zorlama yok. Herkes yasaların sınırları içinde istediği gibi davranma özgürlüğüne sahiptir. Baş örtüsü takanın, takmayana dinsiz, kafir, cehennemlik gözüyle bakması ne kadar yanlışsa baş örtüsü takmayanın da takana yobaz, gerici, rejim düşmanı gözüyle bakması öyle yanlıştır. Artık toplumun olgunlaşması, böyle şekilciliği aşması, bireylerin karşılıklı olarak birbirlerine hoşgörüyle bakması, topluma bu hoşgörü olgunluğunun yerleşmesi gerekir.

DİĞER YENİ YAZILAR