Mu'âz ibn Cebel şöyle diyor: "İki kişi, Allah'ın Elçisi'nin yanında kavga edip birbirine sövmeye başladılar. Birinin yüzünde kızgınlık belirdi. Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi: Ben bir kelime biliyorum, eğer şu adam bunu söylerse öfkesi geçer. O kelime, E'ûzu billahi mine'ş-şeytâni'r-racîm'dir" (Tirmizî, Da'avât: 52). Ebûzer (r.a.), bir gün havuzunun başında su içerken bir adam onu kızdıracak bir şey yaptı. Şaka için Ebûzer'in başındaki saçların tellerini saymaya kalktı.
Ayakta olan Ebûzer hemen oturdu, sonra uzandı. "Niçin oturdun, sonra uzandın?" diyenlere, "Allah'ın Elçisi (s.a.v.) bize şöyle buyurmuştu: Biriniz ayaktayken kızarsa otursun, kızgınlığı giderse ne ala, gitmezse uzansın" (Ebû Dâvûd, Edeb: 4; Feydu'l-Kadîr: 1/107). Urve ibn Muhammed es-Sa'dî, bir adamın kendisine söylediği bir söze kızınca kalkıp abdest almış, dönüp bir daha abdest almış ve babası yoluyla dedesi Atıyye'den duyduğu bir hadisi anlatmıştır. Allah'ın Elçisi o hadisinde şöyle buyurmaktadır: "Gazap şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş, ancak suyla söndürülür. Biriniz kızdığı zaman abdest alsın" (Ebû Dâvûd, Edeb: 4).
"Haydi seni bağışladım"
Öfke, insanı çok kötü durumlara düşürür, insana istemediği işleri yaptırır. Hatta bazen yuvalar söndürür. Birçok cinayet öfke yüzünden işlenir. Öfkeye kapılan insan, çoğu kez derin pişmanlık içine düşer. "Öfkeyle kalkan, zararla oturur" demişlerdir. Bundan dolayı Kur'ân, Allah'tan korkan müminlerin, öfkelerine egemen olduklarını belirtmekte, Allah'ın Elçisi de öfkeye kapılmamayı öğütlemektedir.
Rivayete göre Meymûn ibn Mehrân'ın cariyesi bir gün, misafirlere ikram için sıcak çorbayı getirirken ayağı kaymış. Çorba Meymûn'un üstüne dökülmüş. Meymûn, canının acısından dolayı cariyeyi dövmek isteyince cariye, "Efendim, yüce Allah'ın, 'Öfkeyi yutkunanlar' sözüne uy" demiş. Meymûn, "Haydi öyle yaptım" deyip onu dövmekten vazgeçmiş. Cariye, "Ondan sonra gelen, 'İnsanları affedenler'i uygula" demiş. Meymûn, "Seni bağışladım" demiş. Cariye, "Allah, ihsan edenleri sever" cümlesini okumuş. Meymûn, "Haydi sana ihsan ettim, sen Allah rızası için özgürsün" demiş (Kurtubî, el-Câmi': 4/207). İnsanları affetmek, en büyük meziyettir, büyüklerin işidir. Allah'ın Elçisi, hiçbir zaman nefsi için öfkesine kapılmamış, öcalmamıştır. Ancak Allah'ın yasaklarının (yasaların) çiğnenmesine de müsaade etmemiştir. İnsanın nefsini ilgilendiren konularda öfkesine hakim olmak, Allah'ın emridir. Fakat kamuyu ilgilendiren sorunlarda adaletin bozulmasına göz yummamak lazımdır. Çünkü böyle konularda müsamaha, toplum düzeninin bozulmasına, önüne geçilmez kötülüklerin ortaya çıkmasına yol açar.
Yarın: "Şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."
"Öfkeyle kalkan zararla oturur"
Mu'âz ibn Cebel şöyle diyor: "İki kişi, Allah'ın Elçisi'nin yanında kavga edip birbirine sövmeye başladılar. Birinin yüzünde kızgınlık belirdi
Haberin Devamı

