Soru: Sayın Ateş, Hz. Mevlânâ'nın sözü konusunda daha önceki mail'imde konunun dikkat çektiğim şekli çok zayıf kalmış. Durum çok vahim. Günah işlemiş bir kimseye, Hz. Mevlânâ 100 defa hak vermiş ama siz bunu 100.000'e çıkarmışsınız ki, sorusuna cevap verdiğiniz kişinin 100.000'lik günah hakkını kullanmaya ömrü yetmez zannederim.
Cevap: Asıl vahim olan, benim yazım değil, soru sahibinin iddiasındaki hatadır. Hz. Mevlânâ'ya nispet edilen şiir aynen şöyledir:
Bâza bâza her çirâ hestî bâza
Ger kâfir-u gebr-u but-perestî bâza
İn dergeh-i mâ dergeh-i nevmîdî nîst
Sad-hezâr tevbe-şikestî bâza
Son dizedeki sad-hezâr, iki kelimeden oluşur: Sad ve hezâr. Farsça'da şad yüz, hezâr da bin'dir. Sad-hezâr yüz bin demektir. Aslında bu şiir Mevlânâ'nın değildir, onu ziyaret için doğudan gelen bir Mevlânâ âşığınındır. Hz. Mevlânâ'ya nispet edilen bu şiirde insanlara umut verilmekte, ne olursa olsunlar Mevlânâ dergâhına koşmaları, ümitsizliğe kapılmamaları, yüz bin kez tevbeyi bozmuş olsalar da yine gelmeleri öğütlenmektedir.
Burada, "yüz bin" tabiri çokluktan kinayedir.
Yani ne kadar tevbeyi bozsan da gel, o halinde durma, demektir. Bunun Kur'ân'da da örnekleri vardır. "Sen onlar için yetmiş defa da istiğfar etsen yine Allah onları affetmez" ayetinde yetmiş rakamı, belirli bir sayı değil, çokluk ifade eder. Bu mecazi bir anlatımdır. Dilimizde de bu anlatım kullanılır, "İsterse sittîn sene gelmesin" denilir. Sittîn, altmış demektir ama kasıt bizzat altmış yıl gelmesin de altmış bir yıl sonra gelsin demek değil, uzun zaman, ilelebet gelmesin, umurumda değil anlamındadır.
Önemli olan ahlâktır
Bir gençle tanışıp ileri boyutlara varan arkadaşlık kurduğunu, sonra aradaki kültür farkından dolayı evlenip evlenmemekte tereddüde düştüğünü, bunalıma girdiğini yazan bir bayan, benden düşüncemi sormaktadır.
Evlenen eşlerin aileleri arasındaki kültür farkı, o kadar önemli değildir. Denklik sorunu (yani küfüv meselesi), kızın arayacağı bir şeydir. Sizin aileniz çok kültürlü, erkeğin ailesi çok cahil ise burada denklik yoktur. Kız isterse bu evliliği kabul etmez. Ama kız kabul ettikten sonra evlenmeye engel bir şey kalmaz.
Bir insanın güneyli veya kuzeyli, doğulu veya batılı olması önemli değil, önemli olan ahlâkıdır. Peygamberimiz, zengin veya güzel olanı değil, dindar, iyi ahlâklı olanı eş olarak seçmeyi öğütlemiştir. Kişinin iyi ahlâkı da internetle veya uzaktan görmeyle olmaz. Araştırılır, çevreden, bilenlerden sorulur. İyi ahlâklı olduğu kesin anlaşılırsa o kişiyle evlenilir. Bu konuda ben kimsenin vebali altına giremem.
Yalnız siz birbirinize çok yakın olmuşsanız -ki ifadenizden bu anlaşılıyor- evlenmeniz en doğru yoldur. Seçim size aittir.
Ne kadar tevbeyi bozsan da gel...
"Yüz bin" tabiri çokluktan kinayedir. Yani ne kadar tevbeyi bozsan da gel, o halinde durma, demektir. Bunun Kur'ân'da da örnekleri vardır
Haberin Devamı

