Dergâh, tarikat mensuplarının toplanıp sohbet ve zikir yaptıkları binadır, tarikatın okulu sayılır. Cami, dergâh yerine geçmez. Çünkü cami genele hitabeder, sadece bir tarikatın barınağı değildir. Ama dergâh aynı tarikat mensuplarının toplantı yeridir. Bunda dine aykırı bir husus yoktur. Zaviye de küçük tekkedir.
Ribât ise sağlam yapı, konaklama yeri, kara ve deniz sınırlarındaki önemli noktalarda yapılan asker barınağı niteliğindeki müstahkem mevki anlamlarına gelir. İlk sâlikler aynı zamanda sınır boylarında fiili cihada hazır bekleyen ve böyle barınaklarda bulunan kimseler olduğundan, sonradan mutasavvıfların toplandığı tekkelere ribât adı verilmiştir. Çünkü orada toplananlar da nefis ile cihat eden kimselerdir.
Sevgi ve kardeşlik bağı
İlk mutasavvıfların bir araya gelecekleri özel bir yerleri yoktu. Aynı düşünce ve ideali paylaşan bu insanlar, birbirlerini çok sevdiler ve aralarında, eshâb-ı kiram'ın muhacirleriyle ensarı arasında kurulmuş olan sevgiye benzer bir sevgi ve kardeşlik kuruldu. Bunlar birbirlerini öylesine seviyorlardı ki, birinin derdi hepsinin derdi oluyor, birbirlerinin sevinç ve tasalarını paylaşıyorlardı. Aralarında yapmacığı, gösterişi, ayrılık gayrılığı kaldırdılar. Dünya konusunda, "Zeyd'in malı Amr'ın, Amr'ın malı Zeyd'in" gibi oldu. Daha sık görüşüp birbirlerinden yararlanmak ve destek olmak için aynı yerde toplanıp Allah'ı zikretmeye başladılar.
Zaviye ve ribatlar yapıldı
Bundan sonra şeyhin belli bir yeri olması ve orada şeyhin çevresinde daha rahat toplanabilmeleri için tekke, zaviye ve ribatlar yapılmaya başlandı. Rivayete göre ilk tekke, Filistin kentlerinden olan Ramellah'ta bir Hıristiyan emiri tarafından yapılmıştır. Hicri dördüncü ve beşinci asırda İslâm dünyasında ribatlar, zaviyeler yayıldı. Mutasavvıflar, tekke ve ribatı Peygamber (s.a.v.)'in mescidindeki sofaya benzetirler. Söhreverdî şöyle diyor: "Her kavmin (cemaatin) bir evi vardır, ribât da sufilerin evidir. Bu hususta onlar, eshâb-ı suffe'ye benzerler. Talha (r.a.)'nın şöyle dediği rivayet edilir: 'Medine'ye gelen bir adam, eğer bir tanıdığı varsa oraya iner, tanıdığı yoksa eshâb-ı suffe'ye konuk olurdu.' Ben de eshâb-ı suffe'ye konuk olmuştum." (Devam edecek)
Mutasavvıflar aynı düşünceyi paylaşırlar
Dergâh, tarikat mensuplarının toplanıp sohbet ve zikir yaptıkları binadır, tarikatın okulu sayılır. Cami, dergâh yerine geçmez
Haberin Devamı

