Soru: Kuran'da, müşriklerin hem ahirete (yeniden dirilmeye) inanmadıkları hem de kendilerini Allah'a yaklaştırsın diye putlara taptıkları belirtiliyor. Burada bir çelişki var mı? (C. Erdem)
Cevap: Müşrikler ölümden sonra ruhun devam edeceğine inanıyorlardı. Onlarda bir çeşit öte âlem düşüncesi vardı ama toprak haline gelen cesedin dirileceğine, insanların yaptıklarından hesap vereceklerine inanmıyorlardı. Onlardaki ahiret düşüncesi kesin değil, kuşkulu bir inançtı. Caydırıcı olmayan böyle bir inancı, Kuran inanç kabul etmediği için müşriklerin tam anlamıyla ahirete inanmadıklarını vurgulamaktadır. Casiye Suresi'nin 32. ayetinde onlardaki kuşkulu ahiret düşüncesine işaret edilmektedir.
Ahirette müşriklere, "Allah'ın va'di gerçektir, (Duruşma) sâ'at(inin geleceğin)de şüphe yoktur" dendiği zaman, "Sâ'at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz, biz ona inanmıyoruz demiştiniz ha!" Böyle kuşkulu ahiret inancı caydırıcı olmaz ve böyle bir inancın yararı bulunmaz. Maalesef bugün birçok Müslümanın inancı da bu seviyededir. Çünkü gerçek ahiret düşüncesi olsa insan kötülük yapamaz. Kötülük yapan kimse ahiret sorumluluğuna kesin biçimde inanmıyor, kuşku içinde demektir.
Çıkar çatışmaları bölünmeye yol açar
Soru: Vitir namazında Kunut duası yerine başka bir dua okunabilir mi? Sol elle su içmek veya yemek yemek günah mı? Dinimizin neden bu kadar çok cemaatlere ayrıldı? (Ahmet Çubukçu)
Cevap: Vitir namazında, bilen Kunut duasını, bilmeyen bildiği duayı okur. Hiç bilmeyen içinden geldiği biçimde hatta Türkçe olarak da dua edebilir.
Peygamberimizin, "Elinizden geldiği ölçüde sağdan başlayınız" buyurduğu rivayet edilir. Sağ elle yemek yemek ve temiz işlerde sağ eli kullanmak sünnettir. Sol el de daha çok temizlenme gibi işlerde kullanılır. Ama bunlar sadece bir görgü kuralıdır. Sevapla, günahla ilgili şeyler değildir. Sol el suçlu değildir. Özürlü olan, doğuştan solak olan veya öyle alışanın sol elle yemesinde sakınca yoktur.
Dinde bölünmelere, gruplaşmalara gelince, bunun birçok sosyolojik sebebi vardır. Maalesef insanlar çıkarları için dini konuları istedikleri biçimde yorumlayabiliyorlar. Her cemaat kendisini dini en iyi anlayan ve yaşayan topluluk olarak lanse eder. Zamanla hatasız, masum görülmeye başlar. Çıkar çatışması bölünmelere yol açar. Bundan kurtulmanın yolu, Kuran'in açık mesajı çevresinde birleşmek, çıkar düşüncesini bir kenara itip Hakk'a ve hakikate teslim olmaktır.
Sorununuzu tatlılıkla çözmelisiniz
Soru: Düğünümde annem, eşim için "Allah'ım bugünden sonra bana onun evine gitmeyi, bir bardak çayını içmeyi nasip etme" demişti. Evleneli bir yıl oldu. Ailem evime hiç gelmedi. Eşimle ailemin arası hâlâ bozuk. Eşim hep kendi ailesini düşünüyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Ben kendi aileme gidemiyorum, onlar da bana gelemiyor. Her namazdan sonra dua ediyorum. Eşimin yaptığı İslâm'a sığar mı? (Saadettin)
Cevap: Annenizin yaptığı, yemin şeklinde bir duadır. Kefaret vererek bu yemininden dönebilir. Bunun için 10 fakire bir günlük yemek vermek yahut 10 fakiri giydirmek veya 3 gün oruç tutmaktır. Ama eşinizin, anne babanıza gitmenize engel olması yanlış bir davranıştır. Eşiniz nasıl sizin ebeveyninizi ziyaret etmenize engel oluyor? Bu önemli sorununuzu tatlılıkla çözmeye çalışın, olmuyorsa siz ebeveyninizi ziyaret edin. Anne babasını memnun etmeyen Allah'ı memnun edemez. Anne babanın yeri ayrı eşin yeri ayrıdır. Eşinizle bu konuyu konuşun.
'Müşrikler ahirete tam anlamıyla inanmazlar'
Soru: Kuran'da, müşriklerin hem ahirete (yeniden dirilmeye) inanmadıkları hem de kendilerini Allah'a yaklaştırsın diye putlara taptıkları belirtiliyor. Burada bir çelişki var mı? (C. Erdem)
Haberin Devamı

