Müminler sabırlı ve hoşgörülüdür

"Bey'at bu gayeye vusul için mana kervanından bir arkadaş seçmekten, arif bir delil bulmaktan başka bir şey değildir"

Haberin Devamı

"Bey'at bu gayeye vusul için mana kervanından bir arkadaş seçmekten, arif bir delil bulmaktan başka bir şey değildir" (Aynı eser, s. 116). Gazâ-lî'nin el-Munkız'ini notlarla neşreden, Ezher şeyhlerinden Muhammed Câbir de şöyle diyor: "Muhammedi tasavvuf, en sağlam tasavvuftur. Şeyh geçinip, ümmete etkili hiçbir usul ve programlan bulunmayan kimselerin çoğaldığı bu asırda Muhammedi tasavvuftan başkası uygun değildir.

Bunun aslı tevbeyi tazeleyip gönülden sünnete bağlanmak, sünnetin sahibine âşık olmak, onun şemail kitaplarında yazılı ahlâk ve evradını öğrenip uygulamak, halde onu düşünmek, gönülde bulundurmak, kalben onu görmektir. Bu tasavvuf, bir tek temel üzerinde durur ki o da kalbi şeyhlerle meşgul etmeyip sadece Peygamber (s.a.v.)'i düşünmektir.

Zira şeyhlerle meşgul olmak, tasavvuf yolunda yürümeye en büyük engeldir, doğrudan Peygamber'den feyz almayı önleyen en büyük perdedir. Ben bu hakikati, misal âleminde, Peygamber (s.a.v.)'den sonra en büyük eğitici olan Ruhtan (yani Gazâlî'nin ruhundan) öğrendim" (el-Munkızu mine'd-dalâl, s. 44-45, not 1'in devamı).

"Seni kim sevmez ki?"
Muhammed Câbir, rabıtada Hz. Peygam-ber'i düşünmeyi öğütlüyorsa da asıl tasavvufta gaye, herhangi bir yaratığı değil, sadece tek Yaratan' ı düşünmek ve gönülde O'ndan başka bir şey bırakmamaktır. Zira ibadette başka bir varlığı düşünmek, Kur'ân'a göre şirktir. Allah ile kul arasına başka bir şey girmemelidir.

Peygamber'i sevmek, O'nun sünnetine uymak, kişiyi Allah'a ibadete, O'nu zikre götürür. O'na ibadet ve O'nu zikir esnasında artık O'ndan başka hiçbir şey düşünülmez. Gönülde sadece Hakk'ın adı, anısı ve sevgisi kalır. Böyle zikre devam eden kul, tez zamanda ilahi tecellilere erip kemâl bulur. Allah bizi de o kemâl bulanlar arasına katsın, amin. "İlahi, seni seven kalbi cehennemde yakar mısın?", "Rahman'ın sevgisiyle kalbim o kadar dolu ki şeytana düşmanlık beslemeye bile yer yok" diyen Râbi-ye-i Adeviyye, "Rüyamda Peygamber'i gördüm, bana, 'Beni seviyor musun Râbia?' dedi. Dedim ki: 'Ya Resûlullah, seni kim sevmez ki?' Fakat Hakk'ın sevgisi gönlümü öylesine tuttu ki başkasının dostluğuna ve düşmanlığına yer kalmadı" (Attâr, Tezkire: 1/50; Ahmed Emîn, Zuhru'l-İslâm, s. 226, Mısır) demiştir. Kasas 52-54'üncü ayetlerde sabredenlere iki kez ödül verileceği vurgulanmaktadır. Kur'ân müminlerin, sabırlı, hoşgörülü olduklarını, yapılan kötülüğe dahi iyilikle karşılık verdiklerini belirtmektedir. İşte güzel iman, insanı böyle bir olgunluk ve hoşgörü mertebesine çıkarır.

Yarın: Cennet yurdu onların olacak.

DİĞER YENİ YAZILAR