Muhammediyye destan tarzında bir eserdir

Muhammediyye adlı eser, Âdem'den Hz. Muhammed'e, peygamberler tarihini, dünyanın yaratılışını manzum olarak anlatan bir eserdir. Yazmaları da çoktur, basılmıştır da. Yazarı ilk Osmanlı yazarlarından Yazıcıoğlu Muhammed-i Bîcân'dır

Haberin Devamı

Soru: Çocukluğumda büyük validem beni elimden tutar, camileri gezdirirdi. O zaman müze olmayan Ayasofya'da da namaz kılardık. Bana kıyamet alâmetlerinden söz ederdi. Bina çok olacak, zina artacak, saygı kalmayacak, eceliyle ölene Allah'ın rahmeti denilecek gibi... Bunları nereden biliyorsun diye sorduğumda, dedemden öğrendiklerini, onun da bunları Muhammediyye'den aldığını söylerdi. Bu eser şimdi var mı? Yazarı kimdir? (İhsan Küçükarslan)

Cevap: Muhammediyye adlı eser, Âdem'den Hz. Muhammed'e, peygamberler tarihini, dünyanın yaratılışını manzum olarak anlatan bir eserdir. Yazmaları da çoktur, basılmıştır da. Yazarı ilk Osmanlı yazarlarından Yazıcıoğlu Muhammed-i Bîcân'dır. Süleyman oğlu Salih'in büyük oğlu olan Muhammed, II. Murad devri şairlerindendir.

Bilimsel eser değil
Muhammed, Gelibolu'da 855 (1451) tarihinde vefat etmiştir. Hacı Bayram-ı Velî'nin halifelerindendir. Büyük eseri Muhammediyye, Türk destan türü edebiyatının önemli eserlerinden olup mesnevi türünde yazılmış dokuz bin küsur beyitten ibarettir. Kardeşi Ahmed-i Bîcan'ın, kendisinden din konusunda bir eser yazmasını istemesi üzerine Muhammed Efendi, Mağâribu'z-zeman adlı Arapça eserini yazmış, bu Arapça eserden fayadalanamayanların ısrarı üzerine de 853 (1449)'da Gelibolu'da Muhammediyye'yi yazmıştır. Kendisi aslen Gelibolulu değildir. Büyük ihtimalle Ankara'dan gelip yerleştiği Gelibolu'da vefat etmiştir.

Muhammediyye, bilimsel bir eser değil fakat destan tarzında bir eserdir. Bu bakımdan verdiği dini bilgiler, güvenilir değildir. Onun önemi bu bilgilerde değil, konuları destanlaştırıp halkı etkilemesindedir.

Dinleyenleri etkilerdi
Bizim çocukluğumuzda köy odalarında dinlediğimiz bu eser, dinleyenleri çok etkilerdi. Gerçekten bu tür eserler, insanlara kahramanlık, dürüstlük ruhunu aşılardı. Böyle eserlerin verdiği ruh önemlidir. Kıyamet alâmeti olarak sayılan binaların çoğalması, zinanın artması ise hemen her devirde yaşayanların, hoşlanmadıkları olayları, bir kıyamet alâmeti olarak görmesinden ve böylece avunmasından kaynaklanır.

1200 yıl önceki insanlar da hep binanın, zinanın çoğalmasından, saygının kalmadığından yakınmış ve bunları kıyamet alâmeti görerek kıyametin çok yaklaşmış olduğu düşüncesiyle bir çeşit avuntu bulmuşlardır. Gerçekte ansızın gelecek olan kıyametin alâmeti falan yoktur. Birden bire vukubulan olayın alâmeti olur mu?

DİĞER YENİ YAZILAR