Mevlânâ'nın ağaçlarına kıymayın...

Konya'dan bir okurum şunları yazıyor: "Mevlânâ C. Rumi'nin türbesi önünde 100-150 yıllık çok güzel ladin ağaçları var. Bunlar türbenin güzelliğini bütünlüyor. Ağaçların çok büyümesi nedeniyle türbenin görüntüsünü engellediği, onun için kesilecekleri konuşuluyor

Haberin Devamı

Konya'dan bir okurum şunları yazıyor: "Mevlânâ C. Rumi'nin türbesi önünde 100-150 yıllık çok güzel ladin ağaçları var. Bunlar türbenin güzelliğini bütünlüyor. Ağaçların çok büyümesi nedeniyle türbenin görüntüsünü engellediği, onun için kesilecekleri konuşuluyor. Konya TV'si bu konuya çözüm arandığını açıklıyor. Bir yanlış yapmamaları için yetkilileri uyarmanızı rica ediyorum." (Ferzan Gıda Tic.)

Okurumun düşüncelerine katılıyorum. Ağaç bir canlıdır. Tabiatın süsüdür. Özellikle Hz. Mevlânâ türbesinin çevresindeki asırlık ağaçlar, Mevlânâ'nın nefesiyle büyümüştür. Mevlânâ, sadece türbenin yeşilini görmek midir? Onu anlamak, felsefesini anlamaktır. Aynca o ağaçlar sanki Mevlânâ'nın ululuğunun bir simgesi gibi duruyor orada. Elbette Hz. Mevlânâ türbesinin görünmesi dini açıdan değil ama turistik açıdan önemlidir ama o ağaçlar da en az türbe kadar önemlidir. Çünkü türbe insan yapısı, oysa o ağaçlar Hakk'ın inşasıdır. Bakın, insan gönlüyle Kabe'yi karşılaştıran Hz. Mevlânâ, Allah yapısına ne kadar ağırlık veriyor:

Dil bedest âver ki hacc-i ekberest Ezhezârân Kabe yek-dil bihterest Kabe bünyâd-i Halîl-i Âzerest Dil nazargâh-i Celîl-i Ekberest

Bir gönül almaya bak ki bu, en büyük hacdır. / Bir gönül, yüz bin Kabe'den daha iyidir. / Çünkü Kabe'yi Halil İbra him yapmıştır. / Oysa gönül, Allah'ın nazar ettiği (baktığı) makamdır.

Çok zorunlu bir neden olmadan sıradan ağaçlara dokunmak doğru değilken, hatta kanaatime göre haramken (çünkü onlar da can taşıyan nefistir) Mevlânâ ağaçlarına nasıl kıyılır?

Peygamberimiz, "Kim bir yaş fidanı keserse Allah onu baş aşağı cehenneme atar" buyurmuştur. Ve "Kıyametin kopmakta olduğunu dahi görseniz, elinizdeki ağacı dikmeye fırsatınız varsa onu dikiniz" sözüyle insanları ağaç yetiştirmeye özendirmiştir. Sultan Fatih'in de "Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim" dediği meşhurdur. Eğer bu bilinç devam etseydi bugün Anadolumuz, böylesine saçı dökülmüş kele dönmezdi.

Lütfen ağaçlara kıymayınız. Ağacın değeri büyüktür. Atalarımızın çok eskilerden değerini anlayarak, doğan her çocuk için birer tane ağaç diktiğini, ağaçların radar görevi yaptığını ve hepsinin içinde tarihe ışık tutan bir yaşam öyküsünün saklı olduğunu biliyor musunuz?

Kökleriyle toprağımızı savunan, ürünlerimize yağmur getiren, onları rüzgârdan koruyan, zararlı böcekleri yok ederek kuşlara yuva olan, hayatımızın vazgeçilmezi ağaçların, keşfedilmemiş "süper yetenekleri" ortaya çıkarılmıştır. Bunları zaten Konya Be-lediyesi'nin değerli yöneticileri gayet iyi bilirler. Bizimkisi sadece bir hatırlatmadır. Yine yetkililerden rica ediyorum: Lütfen Mevlânâ ile bütünleşmiş ağaçlara dokunmayınız. Bırakınız Hz. Mevlânâ, kendisinden nefes almış ağaçlarının gölgesinde yatsın!

Boş mezar efsanesi
Soru: Bir Hristiyan ile din konularında tartışmaya girdik. Bu kişi daha önce Müslümanmış sonra Hristiyan olmuş. Çünkü İslâm'da boş mezar kavramının cevabının olmadığına inanıyormuş. Bu "boş mezar" sözünün ne anlama geliyor? (Yavuz Celep)

Cevap: Böyle saçmalıklara ne cevap vereceksin? "Boş mezar" diye bir şey yoktur. Bütün mezarlar birkaç yıl sonra içine konan kişi çürüyünce boş olur. Bir de Hristiyanlar çarmıha gerilip öldürülen ve kabre gömülen İsa'nın kabrinden kalkıp göğe çıktığına inanırlar. Onun kabrini ziyarete gelenler mezarının boş olduğunu görmüşler. Gören kim? Cinli, mecnun bir kadın.

Bunlar hep uydurulmuş şeylerdir. Kanıt yok, ispatı yok. İddia.

Ne yapalım inançtır, öyle inanıyorlar. Ama bir insanın cismiyle göğe çıkmasını akıl mantık kabul eder mi? Gökte insan yaşar mı? İşte "boş mezar" efsanesi bu. "Boş mezar" inancı kime ne kazandırır? islâm'ı bilen bir kişinin Hristiyan olması söz konusu olamaz. Ancak herkes inancında hürdür.

DİĞER YENİ YAZILAR