(Dünden devam)
Olayların içyüzünü bilen Hızır'ın yaptığı bazı işler, olayların sadece dış yüzünü, hukuksal kısmını bilen Musa'nın bilgisine ters gelmiş, bu yüzden dayanamayıp Hızır'a itiraz edince refakatini yarıda bırakmak zorunda kalmıştı. Reenkarnasyoncuların savları yeni değildir. "Başınıza gelen musibet, yaptıklarının cezasıdır. Allah çoğunu da affeder" ayetini, günahsız insanların, mesela çocukların başlarına gelen sıkıntıların, işkencelerin, önceki hayatlarının bir cezası olduğuna kanıt getirmişlerdir. Bu görüş tartışılabilir. Ama bize ceza gibi gelen olayların, ille de bir kötülüğün, günahın cezası olması gerekmez. Allah, her kulunun mizacını bilir, her ruhun olgunlaşması için gerekli sınavları takdir eder. Belki küçüklükten felç olmuş, sakatlanmış insanlar, sıkıntılarla yüceltilmektedirler. Bilinmez ki. Burada İmran ibn Husayn olayını anımsatmak isterim:
Karnı su toplayan İmrân ibn Husayn, otuz yıl sırt üstü yatmış, kalkamaz, oturamazmış. Mutarrif ibn Abdillah ve kardeşi Ala, kendisini sormaya gelmişler. İmrân'in halini gören Mutarrif ağlamaya başlamış.
İmrân: "Niçin ağlıyorsun?"
Mutarrif: "Seni böyle görünce ağladım."
İmran: "Allah bu hali benim için istemiş, sevmişse ben de onu benim için severim. Sana bir şey söyleyeyim, belki Allah, seni bu söyleyeceğimle yararlandırır. Fakat bunu, ben ölünceye dek kimseye söyleme. Melekler beni ziyaret ediyorlar. Ben onlarla ünsiyet ediyorum (benimle arkadaşlık ediyor, yalnızlığımı gideriyorlar). Bana selam veriyorlar, selamlarını duyuyorum. Ve biliyorum ki büyük nimete sebep olan bu bela (hastalık sınavı), bir ceza değildir."
Bir de Şiblî olayını hatırlayalım:
Bir cemaat, akıl hastanesinde tutulan Şiblî'yi sormaya gelmiş. Önünde taş bulunan Şiblî gelen cemaate seslenmiş: "Siz kimsiniz?"
Cemaat: "Biz seni sevenleriz."
Bunun üzerine Şiblî onları taşlamaya başlamış. Gelen cemaat kaçmış. Şiblî: "Öyle ise ne diye beni sevdiğinizi iddia ediyorsunuz? Sözünüzde doğru iseniz belama sabretsenize."
Rıza, her konuda kaderin akışına sevinme, her hali hoşgörüyle karşılama, gönül huzuru, kanaat, Hakk'a teslimiyet, O'nun seçip yaptığının iyiliğine güven doğurur. Allah'ın kazasını başkasına şikâyet etmekten, aşırı sızlanmaktan alıkor. Bu noktada bulunan insan, Allah'ın lütfunu da kahrını da hoş görür. Yunus, Allah'a bağlılığı ne güzel belirtmiş:
"Ne varlığa sevinürem
Ne yokluğa yirinürem
Aşkın iyle avunuram
Bana seni gerek seni."
"Melekler beni ziyaret ediyor"
Olayların içyüzünü bilen Hızır'ın yaptığı bazı işler, olayların sadece dış yüzünü, hukuksal kısmını bilen Musa'nın bilgisine ters gelmiş, bu yüzden dayanamayıp Hızır'a itiraz edince refakatini yarıda bırakmak zorunda kalmıştı
Haberin Devamı

