Soru: Sayın hocam, VATAN gazetesindeki yazılarınızı her gün takip ediyorum. Bizleri, kutsal dinimiz konusunda bilgilendirdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum. Sizden ricam, Melâmetilik yolu hakkında bana bilgi vermenizdir. (Yasemin Sultan)
Cevap: Şimdilerde Melâmîlik olarak tanımlanan ekolün asıl adı Melâmetiyye (Melâmetîlik)'dir. Melâmetiyye şekilciliğe dökülmüş, riyaya bürünmüş tasavvuf mensuplarına karşı bir tepki olarak doğmuş, tasavvufun özü olan ihlâsı meslek edinmiş bir tasavvuf okuludur. Kınamak, ayıplamak anlamındaki levm kökünden mîmli masdar olan melâm ve melâmet, kınanmak, rezil, perişan olmak demektir.
Bu okul adını, "Ey inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O'nu severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve katıdırlar. Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir lâimin levmesinden (hiçbir kınayıcının kınamasından) korkmazlar" (Mâide Suresi: 54) ayetinden almıştır.
Kendilerini kınarlar
Tasavvuf erbabının, dışlarını süsleyip teşbihle, yamalı hırka giymekle başkalarından ayrılmaya, ruhtan çok görünüşe ağırlık verdiklerini gören bu grup, halk yanındaki itibarlarını düşürmeye, güzel işlerini gizleyip kötü işlerini göstermeye, halk arasında kınanmalarına yol açacak kötülükleri yansıtmaya çalışmışlar, böylece nefsin gurura düşme yollarını kapatmak istemişlerdir. Ebû Hafs şöyle diyor:
"Melâmetîler, vakitlerini korumak, sırlarını saklamak bakımından Hak ile beraberdirler. Onun için Allah'a yaklaşmak üzere yaptıkları her ibadet yüzünden de kendilerini levm ederler (kınarlar). Fakat halka karşı bütün kötülüklerini ve çirkinliklerini gösterir, bütün güzelliklerini gizlerler. Halk, onlann dış görünüşlerine bakarak onları kınarken onlar da iç yüzlerini bildikleri için kendi kendilerini kınarlar" (Risâ-letu'l-melâmetiyye, s. 89).
"Makamına ulaşamaz"
İsmâîl ibn Nüceyd'e göre: "İnsanın bütün fiilleri kendi gözünde riya, bütün halleri kuru dava olmadıkça kavmin (mutasavvıfların) makamına ulaşamaz." Bu tabaka, asla başkasına yük olmayı istemezler. Abdullah el-Haccâm (kan alma ustası), Melâmetiyye'nin kurucusu Hamdûn el-Kassâr'a sorar: "Çalışıp kazanmayı terk etmem gerekir mi?"
Hamdûn şöyle cevap verir: "Çalış, kazan. Abdullah el-Haccâm (kan alıcı, iğneci Abdullah) diye çağırılman bana göre, 'Arif Abdullah yahut Zâhid Abdullah' diye çağırılmandan daha iyidir" (Risâletu'l-melâmetiyye, s. 94).
* Bu konuya yarın da devam edeceğim.
Melâmetîler güzelliklerini halktan gizler
Şimdilerde Melâmîlik olarak tanımlanan ekolün asıl adı Melâmetiyye (Melâmetîlik)'dir. Melâmetiyye şekilciliğe dökülmüş, riyaya bürünmüş tasavvuf mensuplarına karşı bir tepki olarak doğmuş, tasavvufun özü olan ihlâsı meslek edinmiş bir tasavvuf okuludur
Haberin Devamı

