Medeniyetler yumağı...

25 Mart Pazar günü bir davet üzerine gittiğim Bitlis’te, “Hz. Muhammed’in Davranış Modeli” adlı bir konferans verdim.

Haberin Devamı

RUHANİ KENT BİTLİS -1
25 Mart Pazar günü bir davet üzerine gittiğim Bitlis’te, “Hz. Muhammed’in Davranış Modeli” adlı bir konferans verdim. Kültür Merkezi’nin konferans salonunu dolduran, bir kısmı da ayakta durmak zorunda kalan izleyenlerin ilgiyle dinledikleri konferans, ruhani bir hava içinde geçti. İki bölüme ayrılan konferansın birinci bölümünde Hz. Muhammed’in kısaca hayatını ve kurduğu İslâm toplumunun niteliklerini anlatmaya çalıştım. Soru ve cevaplara ayrılan ikinci bölüm daha canlı ve sıcak geçti. Biz izleyenlerden, onlar da bizden memnun olarak salondan ayrıldık. Konferansı Bitlis İmam-Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER) düzenlemişti. Tahmin etmediğim kadar aydın yüzlerle karşılaştım.

Bitlis Müftüvekili Ali Bey’in, Kur’ân kursları müdürünün, ÖNDER Başkanı Cebrail Yakışır’ın ve gerçekten aydın imam Ali Bey’in ilgi ve gayretlerini takdir ettim.

Davetçiler, konferanstan önce bize Bitlis’i gezdirdiler. Kenti tanıtan broşürde belirtildiği üzere adını Büyük İskender’in M.Ö. IV. yüzyılda şehir kalesini yapan komutanı Bedlis’ten alan Bitlis, Van Gölü’nün batısında, deniz seviyesinden 1550 metre yüksekte, vadi içine kurulmuş ve 5000 yıllık tarihi kültürü günümüze kadar taşımış medeniyetler yumağıdır. Tarih boyunca Pers, Asur, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin kucak kucağa birleştiği Bitlis, adeta bir yeryüzü cennetini andıran nostaljik bir kent.

Doğusunda uzanan masmavi Van Gölü, Süphan Dağı, Beş Minaresi, şifalı suları ve konuksever insanlarıyla tarih ve doğa kucaklaşmasını sergileyen bu kenti vadinin ortasından akan dere ikiye ayırıyor. Kalın taş duvarlarla yapılmış evlerin oluşturduğu kentte çok miktarda tarihi bina var. M.Ö. 330’da yapılan kalesi, 1216’da yapılan İhlasiye Medresesi, 1528’de yapılan Şerefiye Külliyesi, duvarları 1.5 metre kalınlığında olan ve yedi kız kardeşin yattığı Yedi Bacılar Künbeti, 1783’te yapılan, alt katında Ebu Eyyub-i Ensari’nin kardeşi Feyzullah Ensari’nin kabri bulunan Alemdar Camii, Abdurrahman Gazi Türbesi gibi sanat anıtları, tarihin izlerini günümüze taşımaktadır. Bunların başında, 1150’de yapılmış olan Selçuklu eseri Ulu Cami vardır ki minaresinde, isyan ederek Anadolu kentlerinde terör estiren Ermeni çetelerinin attıkları kurşun delikleri mevcuttur.
* Devam edecek

DİĞER YENİ YAZILAR